<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Begüm Birgören Fan Sitesi :: Begüm Birgören, Begüm Birgören Resimleri, Begüm Birgören Videoları, Begüm Birgören Röportajları, Begüm Birgören Fotoğrafları, Begüm Birgören Dizileri, Begüm Birgören Filmleri « www.begumbirgoren.org »  - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.begumbirgoren.org/</link>
		<description><![CDATA[Begüm Birgören Fan Sitesi :: Begüm Birgören, Begüm Birgören Resimleri, Begüm Birgören Videoları, Begüm Birgören Röportajları, Begüm Birgören Fotoğrafları, Begüm Birgören Dizileri, Begüm Birgören Filmleri « www.begumbirgoren.org »  - http://www.begumbirgoren.org]]></description>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 11:45:02 +0200</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[kanarya]]></title>
			<link>http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=486</link>
			<pubDate>Fri, 07 Nov 2008 21:43:20 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=486</guid>
			<description><![CDATA[sen benim hiç tanımadığım hiç bir özelliğini bilmediğim sadece tv de gördüğüm birisin. seni tanımak zor seni çözmek zor. seninle ilgili her şey karmaşık her şey içiçe. senin bir sürü tanımın var.hepsi çok karışık;ama ben seni çok iyi tanıyorum. ben sana kısaca aşk diyorum. gerisi zaten boş. eğer konu sen gerisi teferuattır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[sen benim hiç tanımadığım hiç bir özelliğini bilmediğim sadece tv de gördüğüm birisin. seni tanımak zor seni çözmek zor. seninle ilgili her şey karmaşık her şey içiçe. senin bir sürü tanımın var.hepsi çok karışık;ama ben seni çok iyi tanıyorum. ben sana kısaca aşk diyorum. gerisi zaten boş. eğer konu sen gerisi teferuattır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tek KİŞİlİk GÖsterİ (vaktİnİz Var Mi?).]]></title>
			<link>http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=485</link>
			<pubDate>Thu, 06 Nov 2008 18:43:49 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=485</guid>
			<description><![CDATA[Sahnede tek kişi.Tek kişilik.Bir tek adam.<br />
Çok da tozlu sayılmaz bulunduğu yer.Sadece zeminde kendinden önceki tek kişilerin bıraktığı ayak izleri var.Ayak izlerini belirgin kılan zemindeki tozlar.Aksi durum etrafta sergili.Mümkünse tabir,bal dökün yalayın.O minvalde bir parıltı.Anlaşılan o ki herkes, sadece bastığı yere dikkat etmemiş.Belki de dikkat etmek istememiş.İhtimaldir ki şöyle düşünmüş; &#8220;Ben giderim izim kalır&#8221;.Bırakılan ize de bakın.Mümkünse nahoş bakışlarla.Çünkü bırakıldığı düşünülen izin bırakıldığı yer bir böceğin bile ayak izini ifşa edebilecek mahiyete sahip.O zaman kimse böbürlenip, buhar olup havaya karışmasın.İz de yok ortada siz de.<br />
<br />
Sahnede tek kişi.Tek kişilik.Bir tek adam.<br />
Tozlu değil bulunduğu yer.Yeri saymazsanız tabi.Etrafı görsün gözleriniz bu defa.Tozu her an alınmış,her daim tertemiz olan etrafı görsün gözleriniz.Sakın basılan yere bakmayın.İçeri dönüklüğünüz dem vurmasın yine.Tek adamın baktıracağı yer de buraların dışı değildir zaten.Kaldı ki o da bastığı yere bakmaz hiçbir zaman.Sahnede ki tek kişinin bastığı yere bakması demek,gösterinin başlayamadan bitmesi demektir oysaki.Ne acı bir durum.Birşeylerin devamını sağlamak,devamını devam ettirmek tozsuz yerler bakmayla,bakıtmayla mümkün.Fakat ne kadar imkan dahilinde orası meçhul işte.<br />
<br />
Sahnede tek kişi.Tek kişilik.Bir tek adam.<br />
Sahne dekoru değişken surette belirgin.Nasıl bakıyorsanız öyle görüyorsunuz anlayacağınız.Tuhaftır ki bakış açınız bile değiştirebiliyor gördüklerinizi.Ya o tek adam.Bakış açınızı değişken tutuyor muyuz onun için.Şimdilik!.Tutmakla da mükellef ayrıca sahne önünde oturan izleyici ve dinleyiciler.Ve hatta sevici ve sevmeyiciler.Öyle ya.O, sahnede yalnız bir tek adam.Vuralım abalıya misali,zapt-ı rapt altına almalıyız onu bakışlarımızın zaviyesi ile.O buna müstehak çünkü.Neden?.Bastığı yere dikkat etseymiş o da.Tıpkı sevici ve sevmeyiciler gibi.<br />
<br />
Sahnede tek kişi.Tek kişilik.Bir tek adam.<br />
Sahnenin önünde oturan izleyici ve dinleyiciler hayli miktarda sayılmaz.Hayli miktarda olması için de bir sebep yok ayrıca.Hem neden olsun ki?.O sahnedeki tek adamın sunduğu hiçbirşey yok ki onlar için.Onun hali cazip geliyor kafi derecede, hayli miktar çoğunluk için.Hali içler acısı.İzleyici ve dinleyiciler yalnızca onu görmekle bile moral kazanıyorlar hayatlarının ivmesini arttırma yönündeki çabalarına arkadaşlık etsin diye.İvmenin ne denli önemli olduğunu bilmiyor değiller.Bilmedikleri veya değerlendiremedikleri tek şey ivmenin nasıl olup da arttırılacağı.Sahnedeki tek adam sağolsun,yardımcı oluyor bu konuda onlara.Ama o tek adamın aslında ilgilendiği husus başka.Değinmeden geçmeyelim.İzleyici ve dinleyiciler haricinde sevici ve sevemeyiciler.Ya onlar da bastıkları yere dikkat etmiyorlarsa.Eyvah o halde.Buyrun oturun sahnenin karşısına dizilmiş olan;şekilli,boy boy ve tek renk olan koltuklara.Hepsinin rengi beyaz.Biri hariç.Beyaz renk çünkü beyaz göstermez üstünde barındırdığı tozu.Biri hariç dedim ya o da siyah renk.Tozunu olabildiğince göstersin diye.Ve olabildiğince böbürlenip,olabildiğince buhar olup havaya karışsın diye üzerine oturan.O zaman belki de iz de olacak O da.Buyrun sayın izleyici ve dinleyiciler beyaz koltuklara ve buyurun sevici ya da sevemeyici siyah koltuğa.Özen göstersin siyah koltuğa oturanlar.Zira aynı rengi taşıyor vücutlarınız. <br />
<br />
Sahnede tek kişi.Tek kişilik.Bir tek adam.<br />
Gösterisinin içeriği herkesçe malum.Aşk diyelim adına.Sevgi diyelim soyadına.Hoşgeldiniz aşk sevgi gösterisine.Ve buyurunuz hikayelere,masallara,şaklabanlıklara,soytarılıklar a,hacimsizliklere.İzleyin ve kulak kabartın sizlere gösterilenlere ve dinlettirilenlere.İbret olur umarım.<br />
<br />
<br />
<br />
TEK KİŞİLİK GÖSTERİ<br />
<br />
Tozlu sahne zemini ; Ruhun ta kendisi<br />
Her daim temizli ve bakımlı etraf ; Cismin en şatafatlı hali<br />
Sahne dekoru ; Hayatın gerçeği<br />
Beyaz koltukta oturacak olanlar ; İzleyici ve dinleyiciler<br />
Siyah koltukta oturacak olan : &#8220;O&#8221;<br />
Sahnedeki tek adam ; BEN<br />
Biletler ; BEN&#8217;den hediye<br />
Konu ; Boş ve Hiç (Aşk ve Sevgi)<br />
<br />
<br />
VAKTİNİZ VAR MI?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sahnede tek kişi.Tek kişilik.Bir tek adam.<br />
Çok da tozlu sayılmaz bulunduğu yer.Sadece zeminde kendinden önceki tek kişilerin bıraktığı ayak izleri var.Ayak izlerini belirgin kılan zemindeki tozlar.Aksi durum etrafta sergili.Mümkünse tabir,bal dökün yalayın.O minvalde bir parıltı.Anlaşılan o ki herkes, sadece bastığı yere dikkat etmemiş.Belki de dikkat etmek istememiş.İhtimaldir ki şöyle düşünmüş; &#8220;Ben giderim izim kalır&#8221;.Bırakılan ize de bakın.Mümkünse nahoş bakışlarla.Çünkü bırakıldığı düşünülen izin bırakıldığı yer bir böceğin bile ayak izini ifşa edebilecek mahiyete sahip.O zaman kimse böbürlenip, buhar olup havaya karışmasın.İz de yok ortada siz de.<br />
<br />
Sahnede tek kişi.Tek kişilik.Bir tek adam.<br />
Tozlu değil bulunduğu yer.Yeri saymazsanız tabi.Etrafı görsün gözleriniz bu defa.Tozu her an alınmış,her daim tertemiz olan etrafı görsün gözleriniz.Sakın basılan yere bakmayın.İçeri dönüklüğünüz dem vurmasın yine.Tek adamın baktıracağı yer de buraların dışı değildir zaten.Kaldı ki o da bastığı yere bakmaz hiçbir zaman.Sahnede ki tek kişinin bastığı yere bakması demek,gösterinin başlayamadan bitmesi demektir oysaki.Ne acı bir durum.Birşeylerin devamını sağlamak,devamını devam ettirmek tozsuz yerler bakmayla,bakıtmayla mümkün.Fakat ne kadar imkan dahilinde orası meçhul işte.<br />
<br />
Sahnede tek kişi.Tek kişilik.Bir tek adam.<br />
Sahne dekoru değişken surette belirgin.Nasıl bakıyorsanız öyle görüyorsunuz anlayacağınız.Tuhaftır ki bakış açınız bile değiştirebiliyor gördüklerinizi.Ya o tek adam.Bakış açınızı değişken tutuyor muyuz onun için.Şimdilik!.Tutmakla da mükellef ayrıca sahne önünde oturan izleyici ve dinleyiciler.Ve hatta sevici ve sevmeyiciler.Öyle ya.O, sahnede yalnız bir tek adam.Vuralım abalıya misali,zapt-ı rapt altına almalıyız onu bakışlarımızın zaviyesi ile.O buna müstehak çünkü.Neden?.Bastığı yere dikkat etseymiş o da.Tıpkı sevici ve sevmeyiciler gibi.<br />
<br />
Sahnede tek kişi.Tek kişilik.Bir tek adam.<br />
Sahnenin önünde oturan izleyici ve dinleyiciler hayli miktarda sayılmaz.Hayli miktarda olması için de bir sebep yok ayrıca.Hem neden olsun ki?.O sahnedeki tek adamın sunduğu hiçbirşey yok ki onlar için.Onun hali cazip geliyor kafi derecede, hayli miktar çoğunluk için.Hali içler acısı.İzleyici ve dinleyiciler yalnızca onu görmekle bile moral kazanıyorlar hayatlarının ivmesini arttırma yönündeki çabalarına arkadaşlık etsin diye.İvmenin ne denli önemli olduğunu bilmiyor değiller.Bilmedikleri veya değerlendiremedikleri tek şey ivmenin nasıl olup da arttırılacağı.Sahnedeki tek adam sağolsun,yardımcı oluyor bu konuda onlara.Ama o tek adamın aslında ilgilendiği husus başka.Değinmeden geçmeyelim.İzleyici ve dinleyiciler haricinde sevici ve sevemeyiciler.Ya onlar da bastıkları yere dikkat etmiyorlarsa.Eyvah o halde.Buyrun oturun sahnenin karşısına dizilmiş olan;şekilli,boy boy ve tek renk olan koltuklara.Hepsinin rengi beyaz.Biri hariç.Beyaz renk çünkü beyaz göstermez üstünde barındırdığı tozu.Biri hariç dedim ya o da siyah renk.Tozunu olabildiğince göstersin diye.Ve olabildiğince böbürlenip,olabildiğince buhar olup havaya karışsın diye üzerine oturan.O zaman belki de iz de olacak O da.Buyrun sayın izleyici ve dinleyiciler beyaz koltuklara ve buyurun sevici ya da sevemeyici siyah koltuğa.Özen göstersin siyah koltuğa oturanlar.Zira aynı rengi taşıyor vücutlarınız. <br />
<br />
Sahnede tek kişi.Tek kişilik.Bir tek adam.<br />
Gösterisinin içeriği herkesçe malum.Aşk diyelim adına.Sevgi diyelim soyadına.Hoşgeldiniz aşk sevgi gösterisine.Ve buyurunuz hikayelere,masallara,şaklabanlıklara,soytarılıklar a,hacimsizliklere.İzleyin ve kulak kabartın sizlere gösterilenlere ve dinlettirilenlere.İbret olur umarım.<br />
<br />
<br />
<br />
TEK KİŞİLİK GÖSTERİ<br />
<br />
Tozlu sahne zemini ; Ruhun ta kendisi<br />
Her daim temizli ve bakımlı etraf ; Cismin en şatafatlı hali<br />
Sahne dekoru ; Hayatın gerçeği<br />
Beyaz koltukta oturacak olanlar ; İzleyici ve dinleyiciler<br />
Siyah koltukta oturacak olan : &#8220;O&#8221;<br />
Sahnedeki tek adam ; BEN<br />
Biletler ; BEN&#8217;den hediye<br />
Konu ; Boş ve Hiç (Aşk ve Sevgi)<br />
<br />
<br />
VAKTİNİZ VAR MI?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gözlerim kapıda soluksuz...]]></title>
			<link>http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=484</link>
			<pubDate>Thu, 06 Nov 2008 18:42:30 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=484</guid>
			<description><![CDATA[Gözlerim kapıda,soluksuz,<br />
İçeri gir ey sevgili korkusuz,<br />
Seni bekliyor bu yürek,sorgusuz,<br />
Geceler geçmez oldu uykusuz,<br />
<br />
Yüreğim çarpar soluksuz,<br />
Sevdan dolar yüreğime,kuşkusuz,<br />
Dinmez bu hasret sevdiğime,susuz,<br />
Gel de gör sevdan artık ölümsüz...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Gözlerim kapıda,soluksuz,<br />
İçeri gir ey sevgili korkusuz,<br />
Seni bekliyor bu yürek,sorgusuz,<br />
Geceler geçmez oldu uykusuz,<br />
<br />
Yüreğim çarpar soluksuz,<br />
Sevdan dolar yüreğime,kuşkusuz,<br />
Dinmez bu hasret sevdiğime,susuz,<br />
Gel de gör sevdan artık ölümsüz...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Küçük Kız Büyüdü]]></title>
			<link>http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=483</link>
			<pubDate>Thu, 06 Nov 2008 18:41:29 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=483</guid>
			<description><![CDATA[Sevmiştim seni be güzel gözlüm. Gönlümü wermiştim. Sen benim ömrümdün. Kalbinde "o" vardı daha geçen gün. Seviyorsun onu hala bugün. Ben mi ne yaptım? bence"çook şey" ..sence "hiç birşey"... ben senin umurunda bile değildim çünkü... hatırlıyor musun güzel gözlüm sana bişey söylemiştiM. <br />
<br />
<br />
<br />
"sENİ SEWENLERE YaZIK" demiştim. sen de "kimse umrumda değil demiştin"... işte o zaman ölmek istedim be güzel gözlüm. Çünkü o zaman aşıktın sen aşık. Aşk ne sen bilir misin?<br />
<br />
<br />
onu gördüğün zaman kalbinin pır pır etmesidir, heyecandan ölmektir, kalp atışlarının hızlanmasıdır, ellerinin titremesidir, gözlerinin parlamasıdır,onu kendinden bile kıskanmadır.. Peki sen onu sewerken bunların bitanesini yaşadın mı Allah aşkına söyle!<br />
<br />
sen benim küçücük sewgimdin. ta ki onun yanında seni görene kadar.o zman noluyodu biliyo musun? sana olan sewgim nefrete dönüşüyor. Tüm rüyalarım adeta kabus oluyodu. bazen gözlerin çok tatlı gülümsüyordu.. dayanamıyodum... bazen ağlıyodum. içimde ne fırtınalar kopuyordu onu da biliyo muydun?oysa ben seni seviyodum.. sen ise sevmiyodun. CANIN SAĞOLSUN be güzel gözlüm canın saolsun!<br />
<br />
<br />
Gözlerine bakınca küçük bi kız çocuğunun gözyaşları damlıyordu kalbime. O küçük kız hep biliyordu. Ama belki de...<br />
<br />
O kız belki bigün büyüyecekti ama hep içindeki doyamadığı yeşil gözlüsünde kalacaktı aklı. Bekliyordu nedensiz, çıkarsız, umarsız bekliyordu. Bu bekleyişin sonu yoktu. Ama onu beklemek bile güzeldi. HAK ETMESE DE...<br />
<br />
FarkımDA BİLE DİĞİLDİN BELKİ. ama birgün olacaktın. Gözlerimin içine bile bakmamıştın belki. Ama bigün bakacaktın. İnanıyordu o kız bunlara, inanıyordu.Ve kalemiyle değil kalbiyle yazıyordu bunları. Sonra anladı o kız bunların bir rüya olduğunu, rüyadan öteye gidemeyeceğini ve onun bu rüyayı bile hak etmediğini...<br />
<br />
SEVGİNİN DEĞERİNİ BİLENLERE<br />
SILA'DAN GÜZEL GÖZLÜSÜNE]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sevmiştim seni be güzel gözlüm. Gönlümü wermiştim. Sen benim ömrümdün. Kalbinde "o" vardı daha geçen gün. Seviyorsun onu hala bugün. Ben mi ne yaptım? bence"çook şey" ..sence "hiç birşey"... ben senin umurunda bile değildim çünkü... hatırlıyor musun güzel gözlüm sana bişey söylemiştiM. <br />
<br />
<br />
<br />
"sENİ SEWENLERE YaZIK" demiştim. sen de "kimse umrumda değil demiştin"... işte o zaman ölmek istedim be güzel gözlüm. Çünkü o zaman aşıktın sen aşık. Aşk ne sen bilir misin?<br />
<br />
<br />
onu gördüğün zaman kalbinin pır pır etmesidir, heyecandan ölmektir, kalp atışlarının hızlanmasıdır, ellerinin titremesidir, gözlerinin parlamasıdır,onu kendinden bile kıskanmadır.. Peki sen onu sewerken bunların bitanesini yaşadın mı Allah aşkına söyle!<br />
<br />
sen benim küçücük sewgimdin. ta ki onun yanında seni görene kadar.o zman noluyodu biliyo musun? sana olan sewgim nefrete dönüşüyor. Tüm rüyalarım adeta kabus oluyodu. bazen gözlerin çok tatlı gülümsüyordu.. dayanamıyodum... bazen ağlıyodum. içimde ne fırtınalar kopuyordu onu da biliyo muydun?oysa ben seni seviyodum.. sen ise sevmiyodun. CANIN SAĞOLSUN be güzel gözlüm canın saolsun!<br />
<br />
<br />
Gözlerine bakınca küçük bi kız çocuğunun gözyaşları damlıyordu kalbime. O küçük kız hep biliyordu. Ama belki de...<br />
<br />
O kız belki bigün büyüyecekti ama hep içindeki doyamadığı yeşil gözlüsünde kalacaktı aklı. Bekliyordu nedensiz, çıkarsız, umarsız bekliyordu. Bu bekleyişin sonu yoktu. Ama onu beklemek bile güzeldi. HAK ETMESE DE...<br />
<br />
FarkımDA BİLE DİĞİLDİN BELKİ. ama birgün olacaktın. Gözlerimin içine bile bakmamıştın belki. Ama bigün bakacaktın. İnanıyordu o kız bunlara, inanıyordu.Ve kalemiyle değil kalbiyle yazıyordu bunları. Sonra anladı o kız bunların bir rüya olduğunu, rüyadan öteye gidemeyeceğini ve onun bu rüyayı bile hak etmediğini...<br />
<br />
SEVGİNİN DEĞERİNİ BİLENLERE<br />
SILA'DAN GÜZEL GÖZLÜSÜNE]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Siyah gözlerine beni de gotür]]></title>
			<link>http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=482</link>
			<pubDate>Thu, 06 Nov 2008 18:40:04 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=482</guid>
			<description><![CDATA[Siyah gözlerine beni de gotür<br />
<br />
Daha dokunmadan kurudu irem<br />
Çöllere bir türlü yağamıyorum<br />
Yeni bir koşunun başlangıcında<br />
Biraz deprem sonrası, biraz şehir hülyası<br />
Bir kalp yangınından geriye kalan<br />
Siyah gözlerine beni gotür<br />
Artık bu yerlere sığamıyorum<br />
<br />
Pembe uçurtmalar yolladığından beri<br />
Sarardı tiryaki menekşeleri<br />
Sonbaharın tozlu kafeslerinde<br />
Sevgi turnaları yakalıyorum<br />
Turnalar gidiyor ben kalıyorum<br />
Avareyim, asudeyim, yorgunum<br />
Bilmiyorum neden sana vurgunum<br />
<br />
Erzurum garında banklar üstünde <br />
Uyku tutmuyor karanlıklar<br />
Yitik düşlerimi kovalıyorum<br />
Gölgeler gidiyor ben kalıyorum<br />
Bin bir türlü kokuyorsa yaylalar<br />
Siyah gözlerine beni de gotür<br />
<br />
Baharın koynundan koparıp<br />
Sana ipek bir mendile sardığım yüreğimle<br />
Şehsade gülleri gönderiyorum<br />
Umutlar kalıyor ben gidiyorum<br />
Bütün yelkenlileri deniz fenerlerini<br />
Kaptanları sorgulayan <br />
Yanından geçen küheylanların<br />
Korku tufanına yakalandığı<br />
Siyah gözlerine beni de gotür<br />
<br />
Güneş ülkesinden gelen yiğitler<br />
Benzeri olmayan bir dünya kursun<br />
Cellat ayrılığın boynunu vursun<br />
Usul usul intizarı çürüten<br />
Bu hercai diken bu çılgın arzu<br />
Sürüklüyor imkansız muştuların eşiğine<br />
Gönül vadilerini<br />
<br />
Bir ağaçtan düşün yapraklar gibi düşüyorum tan yerine<br />
Ya topla yaralı kırlangıçları<br />
Ya da bu vefasız şarkıyı bitir<br />
Özgürlüğe giden tutsaklar gibi<br />
Siyah gözlerine beni de gotür<br />
<br />
İbrahim Sadri]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Siyah gözlerine beni de gotür<br />
<br />
Daha dokunmadan kurudu irem<br />
Çöllere bir türlü yağamıyorum<br />
Yeni bir koşunun başlangıcında<br />
Biraz deprem sonrası, biraz şehir hülyası<br />
Bir kalp yangınından geriye kalan<br />
Siyah gözlerine beni gotür<br />
Artık bu yerlere sığamıyorum<br />
<br />
Pembe uçurtmalar yolladığından beri<br />
Sarardı tiryaki menekşeleri<br />
Sonbaharın tozlu kafeslerinde<br />
Sevgi turnaları yakalıyorum<br />
Turnalar gidiyor ben kalıyorum<br />
Avareyim, asudeyim, yorgunum<br />
Bilmiyorum neden sana vurgunum<br />
<br />
Erzurum garında banklar üstünde <br />
Uyku tutmuyor karanlıklar<br />
Yitik düşlerimi kovalıyorum<br />
Gölgeler gidiyor ben kalıyorum<br />
Bin bir türlü kokuyorsa yaylalar<br />
Siyah gözlerine beni de gotür<br />
<br />
Baharın koynundan koparıp<br />
Sana ipek bir mendile sardığım yüreğimle<br />
Şehsade gülleri gönderiyorum<br />
Umutlar kalıyor ben gidiyorum<br />
Bütün yelkenlileri deniz fenerlerini<br />
Kaptanları sorgulayan <br />
Yanından geçen küheylanların<br />
Korku tufanına yakalandığı<br />
Siyah gözlerine beni de gotür<br />
<br />
Güneş ülkesinden gelen yiğitler<br />
Benzeri olmayan bir dünya kursun<br />
Cellat ayrılığın boynunu vursun<br />
Usul usul intizarı çürüten<br />
Bu hercai diken bu çılgın arzu<br />
Sürüklüyor imkansız muştuların eşiğine<br />
Gönül vadilerini<br />
<br />
Bir ağaçtan düşün yapraklar gibi düşüyorum tan yerine<br />
Ya topla yaralı kırlangıçları<br />
Ya da bu vefasız şarkıyı bitir<br />
Özgürlüğe giden tutsaklar gibi<br />
Siyah gözlerine beni de gotür<br />
<br />
İbrahim Sadri]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sana bakmak]]></title>
			<link>http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=481</link>
			<pubDate>Thu, 06 Nov 2008 18:38:49 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=481</guid>
			<description><![CDATA[Herşey yapılabilir <br />
Bir beyaz kağıtla <br />
Uçak örneğin, uçurtma mesela. <br />
Altına konulabilir <br />
Bir ayağı ötekinden kısa olduğu için <br />
Sallanan bir masanın. <br />
Veya şiir yazılabilir <br />
Süresi ötekilerden kısa <br />
Bir ömür üzerine.. <br />
<br />
<br />
Bir beyaz kağıda <br />
Herşey yazılabilir, <br />
Senin dışında.. <br />
Güzelliğine benzetme bulmak zor, <br />
Sen iyisimi sana benzemeye çalışan <br />
Herşeyden: <br />
Bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor. <br />
Belki tabiattadır çaresi <br />
Senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin.. <br />
Ve benim <br />
Bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim.. <br />
Anlarım bitkiden filan <br />
Ama anlatamam <br />
Toprağın güneşle konuşmasını <br />
Sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla <br />
<br />
<br />
Sen bana ışık ver yeter <br />
Bende filiz çok.. <br />
Köklerim içimde gizlidir <br />
Gelen giden, açan soran, bere budak yok <br />
Bir şiir istersin <br />
"içinde benzetmeler" olan <br />
Kusura bakma sevgilim <br />
Heybemde sana benzeyecek kadar <br />
Güzel birşey yok <br />
<br />
<br />
Uzun bir yoldan gelen <br />
Tedariksiz, katıksız bir yolcuyum <br />
Yaralı yarasız sevdalardan geçtim <br />
Koynumda bir beyaz kağıt boşluğu <br />
Herşeyi anlattım.. <br />
Olan olmayan, acıtan sancıtan.. <br />
Bilsem ki sana varmak içindi <br />
Bütün mola sancıları <br />
Bütün stabilize arkadaşlıklar <br />
Daha hızlı koşardım <br />
Severadım gelirdim <br />
Gözlerinin mercan maviliğine.. <br />
<br />
<br />
Sana bakmak <br />
Suya bakmaktır.. <br />
Sana bakmak <br />
Bir mucizeyi anlamaktır.. <br />
<br />
<br />
Sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır <br />
Aşk sorgusunda şahanem <br />
Yalnız kelepçeler sanıktır <br />
Ne yazsam olmuyor <br />
Çünkü bilenler hatırlar.. <br />
Hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar <br />
Bahçıvan değil tüccarlardır <br />
Sen öyle göz, <br />
Sen öyle toprak ve güneş ortaklığı <br />
Sen teninde cennet kayganlığı iken, <br />
Sana şiir yazmak ahmaklıktır.. <br />
<br />
<br />
Bir tek söz kalır <br />
Dişlerimin arasından <br />
Ben sana gülüm derim <br />
Gülün ömrü uzamaya başlar <br />
<br />
<br />
Verdiğim bütün sözler <br />
Sende kalsın isterim <br />
Ben sana gülüm derim <br />
Gül sana benzediği için ölümsüz.. <br />
Yazdığım bütün şiirler <br />
Sana başlayan bir kitap için önsöz <br />
<br />
<br />
Sana bakmak <br />
Bir beyaz kağıda bakmaktır. <br />
Her şey olmaya hazır <br />
sana bakmak <br />
suya bakmaktır.. <br />
gördüğün suretten utanmak.. <br />
sana bakmak <br />
bütün rastlantıları reddedip <br />
bir mucizeyi anlamaktır.. <br />
sana bakmak <br />
Allah&#8217;a inanmaktır. <br />
<br />
YILMAZ ERDOĞAN]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Herşey yapılabilir <br />
Bir beyaz kağıtla <br />
Uçak örneğin, uçurtma mesela. <br />
Altına konulabilir <br />
Bir ayağı ötekinden kısa olduğu için <br />
Sallanan bir masanın. <br />
Veya şiir yazılabilir <br />
Süresi ötekilerden kısa <br />
Bir ömür üzerine.. <br />
<br />
<br />
Bir beyaz kağıda <br />
Herşey yazılabilir, <br />
Senin dışında.. <br />
Güzelliğine benzetme bulmak zor, <br />
Sen iyisimi sana benzemeye çalışan <br />
Herşeyden: <br />
Bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor. <br />
Belki tabiattadır çaresi <br />
Senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin.. <br />
Ve benim <br />
Bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim.. <br />
Anlarım bitkiden filan <br />
Ama anlatamam <br />
Toprağın güneşle konuşmasını <br />
Sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla <br />
<br />
<br />
Sen bana ışık ver yeter <br />
Bende filiz çok.. <br />
Köklerim içimde gizlidir <br />
Gelen giden, açan soran, bere budak yok <br />
Bir şiir istersin <br />
"içinde benzetmeler" olan <br />
Kusura bakma sevgilim <br />
Heybemde sana benzeyecek kadar <br />
Güzel birşey yok <br />
<br />
<br />
Uzun bir yoldan gelen <br />
Tedariksiz, katıksız bir yolcuyum <br />
Yaralı yarasız sevdalardan geçtim <br />
Koynumda bir beyaz kağıt boşluğu <br />
Herşeyi anlattım.. <br />
Olan olmayan, acıtan sancıtan.. <br />
Bilsem ki sana varmak içindi <br />
Bütün mola sancıları <br />
Bütün stabilize arkadaşlıklar <br />
Daha hızlı koşardım <br />
Severadım gelirdim <br />
Gözlerinin mercan maviliğine.. <br />
<br />
<br />
Sana bakmak <br />
Suya bakmaktır.. <br />
Sana bakmak <br />
Bir mucizeyi anlamaktır.. <br />
<br />
<br />
Sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır <br />
Aşk sorgusunda şahanem <br />
Yalnız kelepçeler sanıktır <br />
Ne yazsam olmuyor <br />
Çünkü bilenler hatırlar.. <br />
Hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar <br />
Bahçıvan değil tüccarlardır <br />
Sen öyle göz, <br />
Sen öyle toprak ve güneş ortaklığı <br />
Sen teninde cennet kayganlığı iken, <br />
Sana şiir yazmak ahmaklıktır.. <br />
<br />
<br />
Bir tek söz kalır <br />
Dişlerimin arasından <br />
Ben sana gülüm derim <br />
Gülün ömrü uzamaya başlar <br />
<br />
<br />
Verdiğim bütün sözler <br />
Sende kalsın isterim <br />
Ben sana gülüm derim <br />
Gül sana benzediği için ölümsüz.. <br />
Yazdığım bütün şiirler <br />
Sana başlayan bir kitap için önsöz <br />
<br />
<br />
Sana bakmak <br />
Bir beyaz kağıda bakmaktır. <br />
Her şey olmaya hazır <br />
sana bakmak <br />
suya bakmaktır.. <br />
gördüğün suretten utanmak.. <br />
sana bakmak <br />
bütün rastlantıları reddedip <br />
bir mucizeyi anlamaktır.. <br />
sana bakmak <br />
Allah&#8217;a inanmaktır. <br />
<br />
YILMAZ ERDOĞAN]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bu YaZıYı ÇeKeNBiLiR ,YaŞıYaN üRPeRiR]]></title>
			<link>http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=480</link>
			<pubDate>Thu, 06 Nov 2008 18:35:37 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=480</guid>
			<description><![CDATA[  tam göğsünün ortasında bir yerin acıyacak...<br />
<br />
evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksin...<br />
<br />
sokağa fırlayacaksın...<br />
<br />
sokaklar da dar gelecek...<br />
<br />
tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi...<br />
<br />
ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü...<br />
<br />
kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar<br />
<br />
küçüleceksin...<br />
<br />
birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan...<br />
<br />
"önemli olan sağlık."<br />
<br />
"yaşamak güzel."<br />
<br />
"boş ver, her şey unutulur."<br />
<br />
sen hiçbirini duymayacaksın...<br />
<br />
gözyaşlarından etrafı göremez hale geleceksin...<br />
<br />
ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek<br />
<br />
isteyecek kadar çok seveceksin...<br />
<br />
hep ondan bahsetmek isteyeceksin...<br />
<br />
"ölüme çare bulundu" ya da "yarın kıyamet kopacakmış" deseler başını<br />
<br />
kaldırıp "ne dedin?" diye sormayacaksın...<br />
<br />
yalnız kalmak isteyeceksin...<br />
<br />
hem de kalabalıkların arasında kaybolmak...<br />
<br />
ikisi de yetmeyecek...<br />
<br />
geçmişi düşüneceksin...<br />
<br />
neredeyse dakika dakika...<br />
<br />
ama kötüleri atlayarak...<br />
<br />
onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin...<br />
<br />
gittiğin yerlere gitmek...<br />
<br />
bu sana hiç iyi gelmeyecek...<br />
<br />
ama bile bile yapacaksın...<br />
<br />
biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese, kaçacaksın...<br />
<br />
aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yaşamak için direneceksin...<br />
<br />
hayatının geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin...<br />
<br />
aksini iddia edenlerden nefret edeceksin...<br />
<br />
herkesi ona benzetip...<br />
<br />
kimseyi onun yerine koyamayacaksın...<br />
<br />
hiçbir şey oyalamayacak seni...<br />
<br />
ilaçlara sığınacaksın...<br />
<br />
birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan...<br />
<br />
sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren...<br />
<br />
bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek...<br />
<br />
boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin...<br />
<br />
uyumak zor, uyanmak kolay olacak...<br />
<br />
sabahı iple çekeceksin...<br />
<br />
bazen de "hiç güneş doğmasa" diyeceksin...<br />
<br />
ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler...<br />
<br />
ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin...<br />
<br />
belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak<br />
<br />
isteyeceksin...<br />
<br />
nafile...<br />
<br />
düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek...<br />
<br />
rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin...<br />
<br />
her sıçrayarak uyandığında onun adını söylediğini fark edeceksin...<br />
<br />
telefonun çalmasını bekleyeceksin...<br />
<br />
aramayacağını bile bile...<br />
<br />
her çaldığında yüreğin ağzına gelecek...<br />
<br />
ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla...<br />
<br />
yüreğin burkulacak...<br />
<br />
canın yanacak...<br />
<br />
bir daha sevmemeye yemin edeceksin...<br />
<br />
hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden...<br />
<br />
onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın...<br />
<br />
defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için kendinden nefret<br />
<br />
edeceksin...<br />
<br />
yaşadığın şehri terk etmek isteyeceksin...<br />
<br />
onunla hiçbir anının olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek...<br />
<br />
ama bir umut...<br />
<br />
onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu...<br />
<br />
bu umut seni gitmekten alıkoyacak...<br />
<br />
gel gitler içinde yaşayacaksın...<br />
<br />
buna yaşamak denirse...<br />
<br />
razı mısın bütün bunlara...?<br />
<br />
hazır mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye...? <br />
<br />
o halde aşık olabilirsin ... ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[  tam göğsünün ortasında bir yerin acıyacak...<br />
<br />
evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksin...<br />
<br />
sokağa fırlayacaksın...<br />
<br />
sokaklar da dar gelecek...<br />
<br />
tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi...<br />
<br />
ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü...<br />
<br />
kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar<br />
<br />
küçüleceksin...<br />
<br />
birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan...<br />
<br />
"önemli olan sağlık."<br />
<br />
"yaşamak güzel."<br />
<br />
"boş ver, her şey unutulur."<br />
<br />
sen hiçbirini duymayacaksın...<br />
<br />
gözyaşlarından etrafı göremez hale geleceksin...<br />
<br />
ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek<br />
<br />
isteyecek kadar çok seveceksin...<br />
<br />
hep ondan bahsetmek isteyeceksin...<br />
<br />
"ölüme çare bulundu" ya da "yarın kıyamet kopacakmış" deseler başını<br />
<br />
kaldırıp "ne dedin?" diye sormayacaksın...<br />
<br />
yalnız kalmak isteyeceksin...<br />
<br />
hem de kalabalıkların arasında kaybolmak...<br />
<br />
ikisi de yetmeyecek...<br />
<br />
geçmişi düşüneceksin...<br />
<br />
neredeyse dakika dakika...<br />
<br />
ama kötüleri atlayarak...<br />
<br />
onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin...<br />
<br />
gittiğin yerlere gitmek...<br />
<br />
bu sana hiç iyi gelmeyecek...<br />
<br />
ama bile bile yapacaksın...<br />
<br />
biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese, kaçacaksın...<br />
<br />
aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yaşamak için direneceksin...<br />
<br />
hayatının geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin...<br />
<br />
aksini iddia edenlerden nefret edeceksin...<br />
<br />
herkesi ona benzetip...<br />
<br />
kimseyi onun yerine koyamayacaksın...<br />
<br />
hiçbir şey oyalamayacak seni...<br />
<br />
ilaçlara sığınacaksın...<br />
<br />
birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan...<br />
<br />
sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren...<br />
<br />
bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek...<br />
<br />
boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin...<br />
<br />
uyumak zor, uyanmak kolay olacak...<br />
<br />
sabahı iple çekeceksin...<br />
<br />
bazen de "hiç güneş doğmasa" diyeceksin...<br />
<br />
ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler...<br />
<br />
ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin...<br />
<br />
belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak<br />
<br />
isteyeceksin...<br />
<br />
nafile...<br />
<br />
düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek...<br />
<br />
rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin...<br />
<br />
her sıçrayarak uyandığında onun adını söylediğini fark edeceksin...<br />
<br />
telefonun çalmasını bekleyeceksin...<br />
<br />
aramayacağını bile bile...<br />
<br />
her çaldığında yüreğin ağzına gelecek...<br />
<br />
ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla...<br />
<br />
yüreğin burkulacak...<br />
<br />
canın yanacak...<br />
<br />
bir daha sevmemeye yemin edeceksin...<br />
<br />
hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden...<br />
<br />
onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın...<br />
<br />
defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için kendinden nefret<br />
<br />
edeceksin...<br />
<br />
yaşadığın şehri terk etmek isteyeceksin...<br />
<br />
onunla hiçbir anının olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek...<br />
<br />
ama bir umut...<br />
<br />
onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu...<br />
<br />
bu umut seni gitmekten alıkoyacak...<br />
<br />
gel gitler içinde yaşayacaksın...<br />
<br />
buna yaşamak denirse...<br />
<br />
razı mısın bütün bunlara...?<br />
<br />
hazır mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye...? <br />
<br />
o halde aşık olabilirsin ... ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Evlenme teklifi! :)))))]]></title>
			<link>http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=479</link>
			<pubDate>Thu, 06 Nov 2008 18:34:25 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=479</guid>
			<description><![CDATA[Yerinde kölen, yerinde efendin<br />
olmak istiyorum<br />
Hem efendim hem kölem olur musun?<br />
Kızdığımda kaplan, kızdığında süt dökmüş kedin<br />
olmak istiyorum<br />
Hem kedim hem kaplanım olur musun?<br />
Hüzünlüyken müşfik baban, heyecanlıyken ateşli aşığın<br />
olmak istiyorum<br />
Hem aşığım hem anam olur musun?<br />
Küçücük oğlun, gencecik kardeşin<br />
olmak istiyorum<br />
Hem karde şim hem kızım olur musun?<br />
Üstünde gökyüzü, altında toprak<br />
olmak istiyorum<br />
Hem toprağım hem göğüm olur musun?<br />
Gözünde nur, içinde huzur olmak istiyorum<br />
İ ç huzurum göz nurum olur musun?<br />
...<br />
Sahibin, herşeyin, KOCAN<br />
olmak istiyorum<br />
Sahibim, herşeyim, KARIM olur musun?<br />
<br />
<br />
  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yerinde kölen, yerinde efendin<br />
olmak istiyorum<br />
Hem efendim hem kölem olur musun?<br />
Kızdığımda kaplan, kızdığında süt dökmüş kedin<br />
olmak istiyorum<br />
Hem kedim hem kaplanım olur musun?<br />
Hüzünlüyken müşfik baban, heyecanlıyken ateşli aşığın<br />
olmak istiyorum<br />
Hem aşığım hem anam olur musun?<br />
Küçücük oğlun, gencecik kardeşin<br />
olmak istiyorum<br />
Hem karde şim hem kızım olur musun?<br />
Üstünde gökyüzü, altında toprak<br />
olmak istiyorum<br />
Hem toprağım hem göğüm olur musun?<br />
Gözünde nur, içinde huzur olmak istiyorum<br />
İ ç huzurum göz nurum olur musun?<br />
...<br />
Sahibin, herşeyin, KOCAN<br />
olmak istiyorum<br />
Sahibim, herşeyim, KARIM olur musun?<br />
<br />
<br />
  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tutamadim agladim...]]></title>
			<link>http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=478</link>
			<pubDate>Thu, 06 Nov 2008 18:33:17 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=478</guid>
			<description><![CDATA[Rüyama girdin yine bu gece<br />
Sarilip kucaklasiyorduk doyasiya<br />
O bitmeyecek sandigim hasretlere<br />
Nokta koyup yeniden ve sonsusa denk <br />
Beraber olacaktik<br />
Birbirimizi üzdük,<br />
Ayrildik diye agladik sarila sarila<br />
Askimiz öylesine ateslenmistiki<br />
Adeta gözlerimiz cesme olup akiyor<br />
Ellerimiz belimizi kiracak sekilde sikiyordu<br />
Tekrar kavusmanin mutluluydu bu.<br />
Cok heyecanlandim uyandim<br />
Hala o sevinc gözyaslari gözlerimleydi<br />
Yalnizligi sensizligi algiladim sersem halimle<br />
Gözyaslari tazelendi birden<br />
Tutamadim agladim yeniden.....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Rüyama girdin yine bu gece<br />
Sarilip kucaklasiyorduk doyasiya<br />
O bitmeyecek sandigim hasretlere<br />
Nokta koyup yeniden ve sonsusa denk <br />
Beraber olacaktik<br />
Birbirimizi üzdük,<br />
Ayrildik diye agladik sarila sarila<br />
Askimiz öylesine ateslenmistiki<br />
Adeta gözlerimiz cesme olup akiyor<br />
Ellerimiz belimizi kiracak sekilde sikiyordu<br />
Tekrar kavusmanin mutluluydu bu.<br />
Cok heyecanlandim uyandim<br />
Hala o sevinc gözyaslari gözlerimleydi<br />
Yalnizligi sensizligi algiladim sersem halimle<br />
Gözyaslari tazelendi birden<br />
Tutamadim agladim yeniden.....]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sen Yoksun Yağmur Var Bu Gece]]></title>
			<link>http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=477</link>
			<pubDate>Thu, 06 Nov 2008 18:32:00 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=477</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Sen yoksun bu gece. <br />
Sen yoksun, yağmur var bu gece. <br />
Islanmak için sokaklarda yürüdüğümüz yollar bomboş nedense? <br />
<br />
Bu gece yağmur var. <br />
Ayın on dördü gibi cemalin, yağmur ve mektupların var bu gece yanımda. <br />
Acaba bir gün, ıslanmamak için koşarken, yolun kıyısındaki taşın oyuğunda ışıldar<br />
bir vaziyette, beni görüp avucuna aldığını bir şiirinde yazacak mısın?<br />
Acaba birileri, benim yalnızca bir avucu dolduracak kadar saf yağmur suyu, olduğumu bilecekler mi? <br />
Giderek avuçlarından, şırıl şırıl akan dere sularına verdiğin bir damla gözyaşı olduğumu bilecekler mi? <br />
Korkarım bilmeyecekler sevgili! <br />
Bilemeyecekler? <br />
<br />
Bu kadar saf ve temiz bir sevdanın, bir yağmur damlasında saklı olduğunu <br />
kimse bilmeyecek. <br />
Kimse anlamayacak, uzaklığının bu kadar yakın olduğunu. <br />
Bir yıldız da buluştuğumuzu, yağmurdan hızlı hızlı kaçan insanlar bilmeyecek. <br />
Seni ne çok sevmişim yağmur damlası. <br />
Cama vuran her damla minik bir öpücük olsun buradan, ta oralara giden her <br />
damla da, benim bir gülücüğümü gör pencerende, her damlanın çıkardığı seste, <br />
benim sesimi duyar gibi ol, her damla tertemiz bir nefes olsun, sende aşka giden...<br />
Ağlamak kadar gülmekte var yaşamda... <br />
<br />
Duyguların en yoğun halini, özlemlerin en büyüğünü, sevdanın en zorunu <br />
istiyorum belki de, bir sen, bir de yağmur var hayatımda. <br />
Yağmur damlaları, saçlarından kayıp, alnından kirpiklerine dökülür, <br />
gözlerinden, yüzüne dağılıp yanaklarını okşar, dudaklarına çarpıp, boynundan <br />
hızla kayıp ince gömleğine akardı... <br />
Avuçlarımı yüzüne değdirir, parmaklarımı dudaklarında gezdirirdim. <br />
Utanır gibi olurdun kimi zaman, çekinir, gözlerini, gözlerimden kaçırırdın.<br />
Bazen de, utanç halini yağmura dalmış gibi, hiç bir şeye aldırmadan, sımsıkı sarılırdın bana.<br />
Islak saçlarını okşar, nemli yüzünü izler, yanaklarından doyasıya öperdim...<br />
<br />
Bu gece yalnızım... <br />
Sen yoksun bu gece... <br />
Bu gece yağmur var.<br />
Yalnız ağlıyorum ıslak camların önünde, gözyaşım yağmur damlası bu gece.<br />
Islanmak istemiyorum, söyle yağmura dinsin, yağmasın bu gece... <br />
Gözyaşını bilirim diyenlerin, aslında bilmediklerini anlarsın, bir gün ayrılıklarında hiç ağlamadıklarını görünce. <br />
Yeşili severim diyenlerin, sevmediklerini anlarsın, bastıkları zaman bir ot parçası gibi yeşil çimenlere.<br />
Güzeli severim diyenlerin de, bir gün yanıldığını anlarsın...<br />
Meğerki ben seni ne çok sevmişim yağmur damlası... <br />
<br />
Seni ne çok sevmişim...<br />
Yıllarca senin dilinden konuşmuşum, senin gözlerinle görmüşüm, senin yüreğince sevmişim,<br />
düşlerimi seninle büyütmüşüm, yorgun ve sonu gelmeyen özlemlerimi yağmur damlalarında beslemişim... <br />
Oysa sen.. <br />
Teslim olmuşsun başkalara, yasaklara takılı kalmışsın, yenilmişsin. <br />
Yenilgiler intikama dönüşmüş boş yere, gururun yıkılmış, sen yıkılmışsın, her gün biraz daha akışı olmayan nehirlere dönmüşsün... <br />
Ben seni ne kadar çok sevmişsem, aramıza hep yağmurlar girmiş.<br />
Hep ıslak kalmış, el ele tutuşan ellerimiz, gözlerine hep hüzün yerleşmiş.<br />
Seni ne kadar çok öptüysem, o kadar uzaklara düşmüşüm, ayrı gecelerde hep sana <br />
<br />
ağlamışım, yokluğun büyümüş, yalnız kalmışım. <br />
Ben seni ne kadar sevdiysem, incinen çocuk bakışlarında kalmışım, hep koşmuş, yetişememişim yol ayrımlarına.<br />
Seni ne kadar çok uğurladıysam, o kadar çok beklemişim dönüşü olmayan yollarda. Sen hep uzaklara gider olmuşsun. <br />
Sonbahar ayrılık demek olmuş..<br />
Ben senin, Eylül gecelerinin ay ışığında güzelleşen yüzünün tutkunu olmuşum.<br />
Fırtınanın önünde sürüklenip, saçlarına takılıp eriyen bir kar tanesinde yağmur damlası olmuşum... <br />
Zordu bir tanem... <br />
Hayatın gerçeğini, düşlerinin ıslığıyla bestelenmiş, kanayan bir şarkıya dönüştüren yüreğinin atışlarını dinlemek.<br />
O ıslığın seni götürdüğü yere kadar çekip gitmişsin sen. <br />
<br />
Yankı seslerinde anlamışım seni kaybettiğimi.<br />
Bağ bozumu hayallerimde ıslak kalan düşlerim kurumamış ve sen yağmurda yürürken hep susar olmuşsun.<br />
El, ele tutan ellerimiz ise hep ıslak kalmış.<br />
Dudaklarımızda bir garip yağmur şarkısı... <br />
Ben sana tutkun, sen bahar yağmurlarına aşıktın. <br />
Buğulu camlara resmini çizer, güneşle birlikte yok olurdun.<br />
Bunca güzelliklerin ardından içimizi buz gibi yapan, bizi üzen bir şeyler hep sinsice yaklaşır değil mi? <br />
Koşarak gelsen, diyorum yağmurlu bir gecede ve o çocuk bakışların gözlerimde. <br />
Ellerin ıslak, gömleğin ıslak, sarılsan boynuma, sımsıkı kucaklasam seni, usulca öpsem yağmurlu yanaklarından, ateşe kesilse birden üşümüş bedenin, ellerin sımsıcak olsa avuçlarımda. <br />
<br />
Bu aşk hep sıcak kalsa, boş ver desen bana, boş ver, yaşamak işte bu yağmur sevgilim, geri dönüşü olmayan bir yola çıksak birlikte, bir sen, bir ben, bir de yağmurlar olsa.<br />
Mutluluk ellerimizde, gönlümüz hoş, içimizde kükreyen sevinç ve iki damla yağmur tanesi, biri sende diğeri de bende.<br />
Doyulur mu hiç yaşama? <br />
Ama korkuyorum aramıza mevsimlerin girmesinden. <br />
Korkuyorum sana geç kalmaktan, kaybetmekten korkuyorum seni. <br />
Oysa aşk, her gün büyütmeli kendini ayrılıklarda. <br />
<br />
Bu gece yağmur var.<br />
Islak camların önündeyim. <br />
Ya sen? <br />
Sen neredesin yağmur damlası? <br />
yalnız mısın? <br />
Yoksa, bütün kadehlerin sana kalktığı bir masa da baş oyuncu musun bu gece? <br />
Ödünç alınmış, yapmacık gülücüklerin karşısında mısın? <br />
Sen neredesin yağmur sevgilim? <br />
Neredesin?.. Neredesin?...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Sen yoksun bu gece. <br />
Sen yoksun, yağmur var bu gece. <br />
Islanmak için sokaklarda yürüdüğümüz yollar bomboş nedense? <br />
<br />
Bu gece yağmur var. <br />
Ayın on dördü gibi cemalin, yağmur ve mektupların var bu gece yanımda. <br />
Acaba bir gün, ıslanmamak için koşarken, yolun kıyısındaki taşın oyuğunda ışıldar<br />
bir vaziyette, beni görüp avucuna aldığını bir şiirinde yazacak mısın?<br />
Acaba birileri, benim yalnızca bir avucu dolduracak kadar saf yağmur suyu, olduğumu bilecekler mi? <br />
Giderek avuçlarından, şırıl şırıl akan dere sularına verdiğin bir damla gözyaşı olduğumu bilecekler mi? <br />
Korkarım bilmeyecekler sevgili! <br />
Bilemeyecekler? <br />
<br />
Bu kadar saf ve temiz bir sevdanın, bir yağmur damlasında saklı olduğunu <br />
kimse bilmeyecek. <br />
Kimse anlamayacak, uzaklığının bu kadar yakın olduğunu. <br />
Bir yıldız da buluştuğumuzu, yağmurdan hızlı hızlı kaçan insanlar bilmeyecek. <br />
Seni ne çok sevmişim yağmur damlası. <br />
Cama vuran her damla minik bir öpücük olsun buradan, ta oralara giden her <br />
damla da, benim bir gülücüğümü gör pencerende, her damlanın çıkardığı seste, <br />
benim sesimi duyar gibi ol, her damla tertemiz bir nefes olsun, sende aşka giden...<br />
Ağlamak kadar gülmekte var yaşamda... <br />
<br />
Duyguların en yoğun halini, özlemlerin en büyüğünü, sevdanın en zorunu <br />
istiyorum belki de, bir sen, bir de yağmur var hayatımda. <br />
Yağmur damlaları, saçlarından kayıp, alnından kirpiklerine dökülür, <br />
gözlerinden, yüzüne dağılıp yanaklarını okşar, dudaklarına çarpıp, boynundan <br />
hızla kayıp ince gömleğine akardı... <br />
Avuçlarımı yüzüne değdirir, parmaklarımı dudaklarında gezdirirdim. <br />
Utanır gibi olurdun kimi zaman, çekinir, gözlerini, gözlerimden kaçırırdın.<br />
Bazen de, utanç halini yağmura dalmış gibi, hiç bir şeye aldırmadan, sımsıkı sarılırdın bana.<br />
Islak saçlarını okşar, nemli yüzünü izler, yanaklarından doyasıya öperdim...<br />
<br />
Bu gece yalnızım... <br />
Sen yoksun bu gece... <br />
Bu gece yağmur var.<br />
Yalnız ağlıyorum ıslak camların önünde, gözyaşım yağmur damlası bu gece.<br />
Islanmak istemiyorum, söyle yağmura dinsin, yağmasın bu gece... <br />
Gözyaşını bilirim diyenlerin, aslında bilmediklerini anlarsın, bir gün ayrılıklarında hiç ağlamadıklarını görünce. <br />
Yeşili severim diyenlerin, sevmediklerini anlarsın, bastıkları zaman bir ot parçası gibi yeşil çimenlere.<br />
Güzeli severim diyenlerin de, bir gün yanıldığını anlarsın...<br />
Meğerki ben seni ne çok sevmişim yağmur damlası... <br />
<br />
Seni ne çok sevmişim...<br />
Yıllarca senin dilinden konuşmuşum, senin gözlerinle görmüşüm, senin yüreğince sevmişim,<br />
düşlerimi seninle büyütmüşüm, yorgun ve sonu gelmeyen özlemlerimi yağmur damlalarında beslemişim... <br />
Oysa sen.. <br />
Teslim olmuşsun başkalara, yasaklara takılı kalmışsın, yenilmişsin. <br />
Yenilgiler intikama dönüşmüş boş yere, gururun yıkılmış, sen yıkılmışsın, her gün biraz daha akışı olmayan nehirlere dönmüşsün... <br />
Ben seni ne kadar çok sevmişsem, aramıza hep yağmurlar girmiş.<br />
Hep ıslak kalmış, el ele tutuşan ellerimiz, gözlerine hep hüzün yerleşmiş.<br />
Seni ne kadar çok öptüysem, o kadar uzaklara düşmüşüm, ayrı gecelerde hep sana <br />
<br />
ağlamışım, yokluğun büyümüş, yalnız kalmışım. <br />
Ben seni ne kadar sevdiysem, incinen çocuk bakışlarında kalmışım, hep koşmuş, yetişememişim yol ayrımlarına.<br />
Seni ne kadar çok uğurladıysam, o kadar çok beklemişim dönüşü olmayan yollarda. Sen hep uzaklara gider olmuşsun. <br />
Sonbahar ayrılık demek olmuş..<br />
Ben senin, Eylül gecelerinin ay ışığında güzelleşen yüzünün tutkunu olmuşum.<br />
Fırtınanın önünde sürüklenip, saçlarına takılıp eriyen bir kar tanesinde yağmur damlası olmuşum... <br />
Zordu bir tanem... <br />
Hayatın gerçeğini, düşlerinin ıslığıyla bestelenmiş, kanayan bir şarkıya dönüştüren yüreğinin atışlarını dinlemek.<br />
O ıslığın seni götürdüğü yere kadar çekip gitmişsin sen. <br />
<br />
Yankı seslerinde anlamışım seni kaybettiğimi.<br />
Bağ bozumu hayallerimde ıslak kalan düşlerim kurumamış ve sen yağmurda yürürken hep susar olmuşsun.<br />
El, ele tutan ellerimiz ise hep ıslak kalmış.<br />
Dudaklarımızda bir garip yağmur şarkısı... <br />
Ben sana tutkun, sen bahar yağmurlarına aşıktın. <br />
Buğulu camlara resmini çizer, güneşle birlikte yok olurdun.<br />
Bunca güzelliklerin ardından içimizi buz gibi yapan, bizi üzen bir şeyler hep sinsice yaklaşır değil mi? <br />
Koşarak gelsen, diyorum yağmurlu bir gecede ve o çocuk bakışların gözlerimde. <br />
Ellerin ıslak, gömleğin ıslak, sarılsan boynuma, sımsıkı kucaklasam seni, usulca öpsem yağmurlu yanaklarından, ateşe kesilse birden üşümüş bedenin, ellerin sımsıcak olsa avuçlarımda. <br />
<br />
Bu aşk hep sıcak kalsa, boş ver desen bana, boş ver, yaşamak işte bu yağmur sevgilim, geri dönüşü olmayan bir yola çıksak birlikte, bir sen, bir ben, bir de yağmurlar olsa.<br />
Mutluluk ellerimizde, gönlümüz hoş, içimizde kükreyen sevinç ve iki damla yağmur tanesi, biri sende diğeri de bende.<br />
Doyulur mu hiç yaşama? <br />
Ama korkuyorum aramıza mevsimlerin girmesinden. <br />
Korkuyorum sana geç kalmaktan, kaybetmekten korkuyorum seni. <br />
Oysa aşk, her gün büyütmeli kendini ayrılıklarda. <br />
<br />
Bu gece yağmur var.<br />
Islak camların önündeyim. <br />
Ya sen? <br />
Sen neredesin yağmur damlası? <br />
yalnız mısın? <br />
Yoksa, bütün kadehlerin sana kalktığı bir masa da baş oyuncu musun bu gece? <br />
Ödünç alınmış, yapmacık gülücüklerin karşısında mısın? <br />
Sen neredesin yağmur sevgilim? <br />
Neredesin?.. Neredesin?...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mecnun'un İtİrafi....]]></title>
			<link>http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=476</link>
			<pubDate>Thu, 06 Nov 2008 18:30:44 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=476</guid>
			<description><![CDATA[Özlemek,özlem duymak hem de deli gibi.Çok da yerinde bir tabir olmadığının farkındayım &#8221;Deli gibi özlemek&#8221; ifadesinin.Ama başka bir ifade anlatamaz halimi.Leyla&#8217;ya aşık olan adama neden mecnun demişler dersiniz.Çünkü mecnun demek deli demektir sözlük anlamı olarak.Ben deli gibi özlüyorum onu.Mecnunun aşkına eşdeğerdir yaşadığım ama dillendirmeyi bir türlü beceremediğim hisler.Ben deli gibi özlüyorum &#8220;O&#8221; nu.Ben mecnun gibi seviyorum &#8220;O&#8221; nu.<br />
<br />
&#8220;O&#8221; dediğim hülasa bir insan.Tüm duygu ve düşünceleriyle,ruhu ve bedeniyle.Kıymetine henüz paha biçemediğim bir fani.Her fani olana manevi bir değer,tadı farklı bir sıfat,rengi görülmemiş bir özellik tayin edebilirsiniz.Bu mümkün olduğu kadar ancak,bunu yapmak zorunda olanların bilebileceği ve yapabileceği bir şeydir.Zorunluluk dediğimiz tankla tüfekle değil.Bilakis kalp ve ruh ile.Ama ben &#8220;O&#8221; na, o faniye,o insana henüz manevi bir değer,farklı tatta bir sıfat,görülmemiş renkte bir özellik tayin edemedim.Zorunlulukların en kavi hali bende olmasına rağmen hem de.Neden peki?.Çok basit.&#8221;O&#8221; na, bugüne değin biçtiğim her değer,atadığım her sıfat,belirlediğim her renk yetersiz kaldı.Kelime bulamadım desem yeri.Çünkü ben &#8220;O&#8221; na görülmemiş bir tutkuyla bağlandım.Eşi benzeri olmayan ve olmayacak olan bir sevmeyle şekillendirdim kalbimi.İşte bu sebepledir ki;&#8221;Neden&#8221; soruları bende hep cevapsız kalıyor.<br />
<br />
Ben deli gibi özlüyorum &#8220;O&#8221; nu.<br />
Ben mecnun gibi seviyorum &#8220;O&#8221; nu.<br />
Ben görülmemiş bir tutkuyla bağlandım &#8220;O&#8221; na.<br />
Ben eşi ve benzeri olmayan ve olmayacak olan bir sevmeyle şekillendirdim kalbimi &#8220;O&#8221; nunla.<br />
<br />
&#8220;Ben&#8221; dediğim hülasa bir insan.Tüm duygu ve düşünceleriyle,ruhu ve bedeniyle.Ama kıymeti harbiyesi olmayan bir fani.Değer biçmeye gerek duyulmayacak olan,hiçbir sıfatı hak etmeyen,tüm özelliklerden uzak durması gereken bir insan.<br />
Aramızdaki fark da bu zaten.<br />
&#8221;O&#8221; Leyla.<br />
Ben mecnun.<br />
<br />
&#8220;mecnun&#8217;un ruhuna rahmet&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8221;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Özlemek,özlem duymak hem de deli gibi.Çok da yerinde bir tabir olmadığının farkındayım &#8221;Deli gibi özlemek&#8221; ifadesinin.Ama başka bir ifade anlatamaz halimi.Leyla&#8217;ya aşık olan adama neden mecnun demişler dersiniz.Çünkü mecnun demek deli demektir sözlük anlamı olarak.Ben deli gibi özlüyorum onu.Mecnunun aşkına eşdeğerdir yaşadığım ama dillendirmeyi bir türlü beceremediğim hisler.Ben deli gibi özlüyorum &#8220;O&#8221; nu.Ben mecnun gibi seviyorum &#8220;O&#8221; nu.<br />
<br />
&#8220;O&#8221; dediğim hülasa bir insan.Tüm duygu ve düşünceleriyle,ruhu ve bedeniyle.Kıymetine henüz paha biçemediğim bir fani.Her fani olana manevi bir değer,tadı farklı bir sıfat,rengi görülmemiş bir özellik tayin edebilirsiniz.Bu mümkün olduğu kadar ancak,bunu yapmak zorunda olanların bilebileceği ve yapabileceği bir şeydir.Zorunluluk dediğimiz tankla tüfekle değil.Bilakis kalp ve ruh ile.Ama ben &#8220;O&#8221; na, o faniye,o insana henüz manevi bir değer,farklı tatta bir sıfat,görülmemiş renkte bir özellik tayin edemedim.Zorunlulukların en kavi hali bende olmasına rağmen hem de.Neden peki?.Çok basit.&#8221;O&#8221; na, bugüne değin biçtiğim her değer,atadığım her sıfat,belirlediğim her renk yetersiz kaldı.Kelime bulamadım desem yeri.Çünkü ben &#8220;O&#8221; na görülmemiş bir tutkuyla bağlandım.Eşi benzeri olmayan ve olmayacak olan bir sevmeyle şekillendirdim kalbimi.İşte bu sebepledir ki;&#8221;Neden&#8221; soruları bende hep cevapsız kalıyor.<br />
<br />
Ben deli gibi özlüyorum &#8220;O&#8221; nu.<br />
Ben mecnun gibi seviyorum &#8220;O&#8221; nu.<br />
Ben görülmemiş bir tutkuyla bağlandım &#8220;O&#8221; na.<br />
Ben eşi ve benzeri olmayan ve olmayacak olan bir sevmeyle şekillendirdim kalbimi &#8220;O&#8221; nunla.<br />
<br />
&#8220;Ben&#8221; dediğim hülasa bir insan.Tüm duygu ve düşünceleriyle,ruhu ve bedeniyle.Ama kıymeti harbiyesi olmayan bir fani.Değer biçmeye gerek duyulmayacak olan,hiçbir sıfatı hak etmeyen,tüm özelliklerden uzak durması gereken bir insan.<br />
Aramızdaki fark da bu zaten.<br />
&#8221;O&#8221; Leyla.<br />
Ben mecnun.<br />
<br />
&#8220;mecnun&#8217;un ruhuna rahmet&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8221;]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[&quot;İnan bu son&quot;]]></title>
			<link>http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=475</link>
			<pubDate>Thu, 06 Nov 2008 18:29:29 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=475</guid>
			<description><![CDATA[Biliyorum artık hiç bir şey eskisi gibi olamayacak. Hissediyorum, bir daha asla eskisi kadar önemli olmayacak hiç bir şey. Tek tadımdın hayattan aldığım, tadım kalmadı... Düşerken dipsiz uçuruma, tutunduğum dalımdın, kayıp gittin avuçlarımdan, kırıldın. Yaşama bağımdın düğüm düğüm, koparıldın, acımadı ki diller, daha sıcağını yaşarsın derken kör yürekliler... <br />
<br />
Umuda dönüktü yüreğim, gri gök yüzünde gördüğüm bembeyaz buluttun. Çamur deryası içerisinde soluklanabildiğim tek yeşilimdin. Bir ölüm sessizliği yaşarken ben, güvercinin kanadındaki ses oldun kulaklarımda... Yaşadığım tükenişin, acının, mutsuzluğun son durağıydın. Bir sen vardın yürekten hissedebildiğim, bir sen delice içime işleyen... Senleyken doluyordu cigerlerim havayla ancak. Sen varken atabiliyordu yüreğim. Kanım damarlarımda tenini hissetiğim anlarda hareketleniyordu sadece. <br />
<br />
Önce aşkı yitirdin sen. Hiç aramaya da gerek duymadin bile. İçini bosalttigin için, yittiginin farkina bile varmadin. Sonrada "bizi" kaybettin... Müsvedde defterinde unuttun aski, temize geçemedin... Bir ormanin içinde buldun kendini. O ormandaki her agaçtan farkli meyvelerle beslerim sandin ruhunu. Oysa çevrende bir sürü aci ve yalnizlik meyvesi veren agaç oldugunu ve onlari üreten agaçlari büyüttügünü göremedin... <br />
<br />
Paylasmak, konusmak, anlatmak, dinlemek yerine aski sadece tene dokunmak olarak tanimladin... Ya ask bu degil ya da ben farkli yasiyor, görüyor, biliyor, hissediyorum. Ask, yagmurun topragi islatmasindaki hüzün, çiçege hayat vermesindeki sevinç, yarim ayin günesle bulusmasi, denizin kayaliklari dövmesi degil belki de. Belki de ask, gönül gözüyle bakip, yürekten hissetmek degil...<br />
<br />
Çaresizdir sarsılır yüreğim, sanki bir gemidir<br />
Bu sessizlik, hüzün dolu aşkımın matemidir<br />
Matem tutan gemimde, inan bu son seferimdir...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Biliyorum artık hiç bir şey eskisi gibi olamayacak. Hissediyorum, bir daha asla eskisi kadar önemli olmayacak hiç bir şey. Tek tadımdın hayattan aldığım, tadım kalmadı... Düşerken dipsiz uçuruma, tutunduğum dalımdın, kayıp gittin avuçlarımdan, kırıldın. Yaşama bağımdın düğüm düğüm, koparıldın, acımadı ki diller, daha sıcağını yaşarsın derken kör yürekliler... <br />
<br />
Umuda dönüktü yüreğim, gri gök yüzünde gördüğüm bembeyaz buluttun. Çamur deryası içerisinde soluklanabildiğim tek yeşilimdin. Bir ölüm sessizliği yaşarken ben, güvercinin kanadındaki ses oldun kulaklarımda... Yaşadığım tükenişin, acının, mutsuzluğun son durağıydın. Bir sen vardın yürekten hissedebildiğim, bir sen delice içime işleyen... Senleyken doluyordu cigerlerim havayla ancak. Sen varken atabiliyordu yüreğim. Kanım damarlarımda tenini hissetiğim anlarda hareketleniyordu sadece. <br />
<br />
Önce aşkı yitirdin sen. Hiç aramaya da gerek duymadin bile. İçini bosalttigin için, yittiginin farkina bile varmadin. Sonrada "bizi" kaybettin... Müsvedde defterinde unuttun aski, temize geçemedin... Bir ormanin içinde buldun kendini. O ormandaki her agaçtan farkli meyvelerle beslerim sandin ruhunu. Oysa çevrende bir sürü aci ve yalnizlik meyvesi veren agaç oldugunu ve onlari üreten agaçlari büyüttügünü göremedin... <br />
<br />
Paylasmak, konusmak, anlatmak, dinlemek yerine aski sadece tene dokunmak olarak tanimladin... Ya ask bu degil ya da ben farkli yasiyor, görüyor, biliyor, hissediyorum. Ask, yagmurun topragi islatmasindaki hüzün, çiçege hayat vermesindeki sevinç, yarim ayin günesle bulusmasi, denizin kayaliklari dövmesi degil belki de. Belki de ask, gönül gözüyle bakip, yürekten hissetmek degil...<br />
<br />
Çaresizdir sarsılır yüreğim, sanki bir gemidir<br />
Bu sessizlik, hüzün dolu aşkımın matemidir<br />
Matem tutan gemimde, inan bu son seferimdir...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alacakaranlikta]]></title>
			<link>http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=474</link>
			<pubDate>Thu, 06 Nov 2008 18:28:14 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=474</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
<br />
<br />
ALACAKARANLIKTA <br />
<br />
<br />
<br />
Yine ikimiz, koyuyoruz ellerimizi ateşe, <br />
<br />
sen nice zamandır yıllanmış gecenin şarabı aşkına, <br />
<br />
ben ise sabahın hiç sıkılmamış pınarı uğruna. <br />
<br />
Körük, güvendiğimiz ustasını beklemekte. <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Keder yaydığında sıcaklığını, geliyor cam ustası. <br />
<br />
Gidişi ortalık ışımadan, gelişi çağırmadın sen, hem de <br />
<br />
yaşlı, aklaşmış kaşlarımızın alacakaranlığı kadar. <br />
<br />
<br />
<br />
Yine kurşun dökmekte göz yaşlarının kazanında, <br />
<br />
sana bir kadeh için - kutlamaktır önemli olan yitirilmişi- <br />
<br />
bana da isli cam kırıklarım için - ateşe saçılmakta. <br />
<br />
Ve sana kadeh kaldırıyorum, gölgeleri çınlatarak. <br />
<br />
<br />
<br />
Anlaşılır şimdi kimin çekindiği, <br />
<br />
ve kimin sözünü unuttuğu. Sense <br />
<br />
ne bilirsin, ne de istersin tanımayı, <br />
<br />
kenardan içersin, serindir diye <br />
<br />
ve ayık kalırsın, tıpkı eskisi gibi, <br />
<br />
üstelik belli ki, kaşların hala çıkmakta! <br />
<br />
<br />
<br />
Bana gelince, bilincindeyim yaşadığım <br />
<br />
aşk ânının, cam kırıklarım saçılıp ateşe, <br />
<br />
yine o eski kurşuna dönüşürken. Duran <br />
<br />
benim merminin ardında, hayal gibi, <br />
<br />
yalnızca tek gözü açık, hedefinden emin, <br />
<br />
ve sıkıyorum onu, sabahın ortasına. <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Ingeborg BACHMANN ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
<br />
<br />
ALACAKARANLIKTA <br />
<br />
<br />
<br />
Yine ikimiz, koyuyoruz ellerimizi ateşe, <br />
<br />
sen nice zamandır yıllanmış gecenin şarabı aşkına, <br />
<br />
ben ise sabahın hiç sıkılmamış pınarı uğruna. <br />
<br />
Körük, güvendiğimiz ustasını beklemekte. <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Keder yaydığında sıcaklığını, geliyor cam ustası. <br />
<br />
Gidişi ortalık ışımadan, gelişi çağırmadın sen, hem de <br />
<br />
yaşlı, aklaşmış kaşlarımızın alacakaranlığı kadar. <br />
<br />
<br />
<br />
Yine kurşun dökmekte göz yaşlarının kazanında, <br />
<br />
sana bir kadeh için - kutlamaktır önemli olan yitirilmişi- <br />
<br />
bana da isli cam kırıklarım için - ateşe saçılmakta. <br />
<br />
Ve sana kadeh kaldırıyorum, gölgeleri çınlatarak. <br />
<br />
<br />
<br />
Anlaşılır şimdi kimin çekindiği, <br />
<br />
ve kimin sözünü unuttuğu. Sense <br />
<br />
ne bilirsin, ne de istersin tanımayı, <br />
<br />
kenardan içersin, serindir diye <br />
<br />
ve ayık kalırsın, tıpkı eskisi gibi, <br />
<br />
üstelik belli ki, kaşların hala çıkmakta! <br />
<br />
<br />
<br />
Bana gelince, bilincindeyim yaşadığım <br />
<br />
aşk ânının, cam kırıklarım saçılıp ateşe, <br />
<br />
yine o eski kurşuna dönüşürken. Duran <br />
<br />
benim merminin ardında, hayal gibi, <br />
<br />
yalnızca tek gözü açık, hedefinden emin, <br />
<br />
ve sıkıyorum onu, sabahın ortasına. <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Ingeborg BACHMANN ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bu son gidişin miydi?]]></title>
			<link>http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=473</link>
			<pubDate>Thu, 06 Nov 2008 18:27:05 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=473</guid>
			<description><![CDATA[Bu son gidişin miydi anlayamadım sevgili..Hani hep giderdin ve gelirdin ya geriye, bu da onlardan biri miydi..? Uzun zaman oldu bu sefer, söylemek ve sormak zor geliyor ama bu senin son gidişin miydi sevgili...? <br />
Küçük bir oyun oynuyor gibiyiz sanki. Ben ebe olmuşum sen saklanan...Nerelere saklandın da bulamıyorum seni. "Ah işte ordasın" dediğim yerlerden hep başkaları çıkıyor, herkes hep bir ağızdan, dalga geçer gibi, "çanak çömlek patladı" diyor,bense garip bir umutsuzlukla geri dönüyorum ağacıma, kaldığım yerden seni aramaya başlamak için.<br />
<br />
Bu son gidişin miydi, anlayamadım sevgili..Göremeyeceğimi sandığım zamanlarda birden karşıma çıkıyor, içimde yeni yangınlar bırakarak geri dönüyorsun. Kimlerin yanına dönüyorsun da uzun sürüyor sessizliklerin? Gittiğin yerlerde bana benzeyen ve tanıdık bir şeyler var mı bari.? Gülmeyi unuttuğun zamanlar, kimleri çağırıyorsun yanına..? Hüzünlerini kovan yürekli biri var mı yani..? <br />
<br />
Hani bir anda gelip de o puslu havayı dağıtan, seni içmeden sarhoş eden ve güldüren, hüzünlerini bulamayacağın yerlere saklayan biri..Sen dayanamazsın yalnızlığa. Dokunmak ve karışmak istersin.<br />
Yalnız kalmak sana acılarını hatırlatır..bir erkeğin teninde istemeyerek bıraktığın acıları. <br />
Yalnız kalmak sana çocukluğunun masum düşlerini hatırlatır..ağlamak istersin ama ağlayamazsın. <br />
Yalnız kalmak sana tutunamadığın sevgileri hatırlatır; çaresizliğini, yıkılmışlığını...arkanda bıraktığın, dokunmaya korktuğun özlemleri. <br />
Yalnız kalmak sana göre değil sevgili..Sen yalnızlığında kendinle karşılaşır ve ürkersin yüreğinin saatlerce sana karşıt konuşmalarından. Bu yüzden merak ediyorum ya, başkalarına da `hüzün kovan kuşum' diye sesleniyor musun acaba..? <br />
<br />
<br />
Bu son gidişin miydi, anlayamadım sevgili..Hani birden için çocuklar gibi şımarmak istediğinde, parmakların telefona gider, arar ve kusardın ya, dizginleyemediğin coşkunu ve manyaklığını..hani bir tek ben anlardım ya, senin bu ani çıkışlarını, serseriliğini ve türk dil kurumunda bulunmayan hafif meşrep kelimelerini ve cümlelerini.. hani kimseyle böyle konuşulmaz deyip de, sınırlarını aşardık ya gereksiz kibarlığın ve nazlanmaların..Uzun zaman oldu içimizdeki bu deliliği ve bastırılmışlığı dışa vurmayalı. Bu yüzden merak ettim, bu senin son gidişin miydi sevgili, anlayamadım...<br />
<br />
Söylenmemiş ve çoğaltılabilecek bütün sözleri kendi adına söyledin ve gittin.. Umuduma, çılgınlığıma ve erkekliğimin senin yanındayken güzelleştiğine inanırken, yokluğunu mutlu edemeyeceğime inandın ve gittin..Sana karışıp, yüreğine akmama izin verip, beni göklere çıkartırken; bir anda yere indirdin, midemi bulandırdın ve ayrılığı sıkıştırdın parmaklarımın arasına, gittin..Ne kadar değerli ve farklı olduğumu anlatmakta zorluk çeken sen; yalnızlığımın en ıssız, en karanlık ve <br />
en savunmasız zamanlarında beni dinlemedin, gelmedin ve gittin..Sevmek bu kadar basit, bu kadar kolay ve taşınabilir bir eşya gibi hafif değil; çıkartıp da bir başka yere koyabileceğin. Bu yüzdendir ki sen beni hiç sevmedin sevgili. O "seni çok seviyorum" diye haykırdığın nadir zamanlarda bile, bunu söyleyen sen değil, senin geçmiş bir sonbahar'da bıraktığın, sana benzeyen ama sana çok yabancı olan sesindi. Bu yüzden sen beni gerçekten sevmedin sevgili. <br />
<br />
Kendini daha ne kadar kandırabilirsin bilmiyorum ama sen acı çekmeyi <br />
seviyorsun... bense balonlar patlatmayı, uçurtmalar uçurmayı ve <br />
yaşamayı seviyorum her şeye rağmen. Sen korkularını <br />
seviyorsun..bense, korkularımın üzerine gitmeyi, savaşmayı ve hatta <br />
gülmeyi kaybederken bile...<br />
Artık biliyorum, bu senin son gidişindi <br />
sevgili ve benim son bekleyişim, son vazgeçişim sevdandan... <br />
Artık gelsen de ne işe yarar ki..? <br />
Ben; sana olan kırgınlığımı, yokluğunu, özlemini, umutsuzluğunu sevmeye başladım. Ben senin giderken bende unuttuğun ve zaman zaman öksüzlüğüne ağlayan sevdanı sevmeye başladım. <br />
Ben senin artık beni unutan, merak etmeyen ve değer vermeyen yüreğini sevmeye başladım. Şimdi hangi tende üşüyorsun da titrediğini hissediyorum kilometreler ötesinden? Ben senin başka mevsimleri tanımak isteyen o heyecanlı ama tutunamayan bakışlarını sevmeye başladım. Artık gelsen de ne işe yarar ki..? <br />
Parçaladığın sevgimi toparlayabilecek ve çiçekler toplayıp yollarıma serebilecek kadar güçlü değilsin sen. Sen, ben değilsin. Hiç olmadın ve olamazsın..O sakladığın yüreğine hiç almadın beni, hiç özlemedin, gözlerin hiç uzaklara dalmadı, belki de şerefime hiç kadeh kaldırmadın. Bu yüzden bu senin son gidişin olsun sevgili, ayrılığın hakkını ver. Böyle bir sevgiyi terk edebilecek kadar yürekli oldun, beni unutacak kadar da korkusuz ol. <br />
<br />
Özleme, yolunu yolumdan geçirme, sesime düşme, salaş meyhane masalarında konuşmalarımı arama, rakının yanında anma adımı..ayrılığın hakkını ver. <br />
<br />
Çünkü bunu sen istedin.. <br />
<br />
Bu senin son gidişin olsun sevgili, bıraktığın son acı olsun. Ve ben senin yaşayamadığın son sevda olayım...<br />
<br />
alıntı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bu son gidişin miydi anlayamadım sevgili..Hani hep giderdin ve gelirdin ya geriye, bu da onlardan biri miydi..? Uzun zaman oldu bu sefer, söylemek ve sormak zor geliyor ama bu senin son gidişin miydi sevgili...? <br />
Küçük bir oyun oynuyor gibiyiz sanki. Ben ebe olmuşum sen saklanan...Nerelere saklandın da bulamıyorum seni. "Ah işte ordasın" dediğim yerlerden hep başkaları çıkıyor, herkes hep bir ağızdan, dalga geçer gibi, "çanak çömlek patladı" diyor,bense garip bir umutsuzlukla geri dönüyorum ağacıma, kaldığım yerden seni aramaya başlamak için.<br />
<br />
Bu son gidişin miydi, anlayamadım sevgili..Göremeyeceğimi sandığım zamanlarda birden karşıma çıkıyor, içimde yeni yangınlar bırakarak geri dönüyorsun. Kimlerin yanına dönüyorsun da uzun sürüyor sessizliklerin? Gittiğin yerlerde bana benzeyen ve tanıdık bir şeyler var mı bari.? Gülmeyi unuttuğun zamanlar, kimleri çağırıyorsun yanına..? Hüzünlerini kovan yürekli biri var mı yani..? <br />
<br />
Hani bir anda gelip de o puslu havayı dağıtan, seni içmeden sarhoş eden ve güldüren, hüzünlerini bulamayacağın yerlere saklayan biri..Sen dayanamazsın yalnızlığa. Dokunmak ve karışmak istersin.<br />
Yalnız kalmak sana acılarını hatırlatır..bir erkeğin teninde istemeyerek bıraktığın acıları. <br />
Yalnız kalmak sana çocukluğunun masum düşlerini hatırlatır..ağlamak istersin ama ağlayamazsın. <br />
Yalnız kalmak sana tutunamadığın sevgileri hatırlatır; çaresizliğini, yıkılmışlığını...arkanda bıraktığın, dokunmaya korktuğun özlemleri. <br />
Yalnız kalmak sana göre değil sevgili..Sen yalnızlığında kendinle karşılaşır ve ürkersin yüreğinin saatlerce sana karşıt konuşmalarından. Bu yüzden merak ediyorum ya, başkalarına da `hüzün kovan kuşum' diye sesleniyor musun acaba..? <br />
<br />
<br />
Bu son gidişin miydi, anlayamadım sevgili..Hani birden için çocuklar gibi şımarmak istediğinde, parmakların telefona gider, arar ve kusardın ya, dizginleyemediğin coşkunu ve manyaklığını..hani bir tek ben anlardım ya, senin bu ani çıkışlarını, serseriliğini ve türk dil kurumunda bulunmayan hafif meşrep kelimelerini ve cümlelerini.. hani kimseyle böyle konuşulmaz deyip de, sınırlarını aşardık ya gereksiz kibarlığın ve nazlanmaların..Uzun zaman oldu içimizdeki bu deliliği ve bastırılmışlığı dışa vurmayalı. Bu yüzden merak ettim, bu senin son gidişin miydi sevgili, anlayamadım...<br />
<br />
Söylenmemiş ve çoğaltılabilecek bütün sözleri kendi adına söyledin ve gittin.. Umuduma, çılgınlığıma ve erkekliğimin senin yanındayken güzelleştiğine inanırken, yokluğunu mutlu edemeyeceğime inandın ve gittin..Sana karışıp, yüreğine akmama izin verip, beni göklere çıkartırken; bir anda yere indirdin, midemi bulandırdın ve ayrılığı sıkıştırdın parmaklarımın arasına, gittin..Ne kadar değerli ve farklı olduğumu anlatmakta zorluk çeken sen; yalnızlığımın en ıssız, en karanlık ve <br />
en savunmasız zamanlarında beni dinlemedin, gelmedin ve gittin..Sevmek bu kadar basit, bu kadar kolay ve taşınabilir bir eşya gibi hafif değil; çıkartıp da bir başka yere koyabileceğin. Bu yüzdendir ki sen beni hiç sevmedin sevgili. O "seni çok seviyorum" diye haykırdığın nadir zamanlarda bile, bunu söyleyen sen değil, senin geçmiş bir sonbahar'da bıraktığın, sana benzeyen ama sana çok yabancı olan sesindi. Bu yüzden sen beni gerçekten sevmedin sevgili. <br />
<br />
Kendini daha ne kadar kandırabilirsin bilmiyorum ama sen acı çekmeyi <br />
seviyorsun... bense balonlar patlatmayı, uçurtmalar uçurmayı ve <br />
yaşamayı seviyorum her şeye rağmen. Sen korkularını <br />
seviyorsun..bense, korkularımın üzerine gitmeyi, savaşmayı ve hatta <br />
gülmeyi kaybederken bile...<br />
Artık biliyorum, bu senin son gidişindi <br />
sevgili ve benim son bekleyişim, son vazgeçişim sevdandan... <br />
Artık gelsen de ne işe yarar ki..? <br />
Ben; sana olan kırgınlığımı, yokluğunu, özlemini, umutsuzluğunu sevmeye başladım. Ben senin giderken bende unuttuğun ve zaman zaman öksüzlüğüne ağlayan sevdanı sevmeye başladım. <br />
Ben senin artık beni unutan, merak etmeyen ve değer vermeyen yüreğini sevmeye başladım. Şimdi hangi tende üşüyorsun da titrediğini hissediyorum kilometreler ötesinden? Ben senin başka mevsimleri tanımak isteyen o heyecanlı ama tutunamayan bakışlarını sevmeye başladım. Artık gelsen de ne işe yarar ki..? <br />
Parçaladığın sevgimi toparlayabilecek ve çiçekler toplayıp yollarıma serebilecek kadar güçlü değilsin sen. Sen, ben değilsin. Hiç olmadın ve olamazsın..O sakladığın yüreğine hiç almadın beni, hiç özlemedin, gözlerin hiç uzaklara dalmadı, belki de şerefime hiç kadeh kaldırmadın. Bu yüzden bu senin son gidişin olsun sevgili, ayrılığın hakkını ver. Böyle bir sevgiyi terk edebilecek kadar yürekli oldun, beni unutacak kadar da korkusuz ol. <br />
<br />
Özleme, yolunu yolumdan geçirme, sesime düşme, salaş meyhane masalarında konuşmalarımı arama, rakının yanında anma adımı..ayrılığın hakkını ver. <br />
<br />
Çünkü bunu sen istedin.. <br />
<br />
Bu senin son gidişin olsun sevgili, bıraktığın son acı olsun. Ve ben senin yaşayamadığın son sevda olayım...<br />
<br />
alıntı.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[YüReĞim YaNMaDı Bu KaDaR???]]></title>
			<link>http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=472</link>
			<pubDate>Thu, 06 Nov 2008 18:25:50 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=472</guid>
			<description><![CDATA[BUNLARIN hepsi geçicek tamam mı üzüleceksin ama gecicek adını duyucaksınn irkileceksin ! için titreyecek gozlerin nefretle kalbin sevgiyle dolup taşıcak !! içinde kin,nefret olucak ama gel dese hemen koşucaksın ! herkese güzel geçen günleri anlatcaksın... <br />
mutlu olduğunu zannederek kendini kandıracaksın aslında ... <br />
onun mutluluğu seni deli edicek bazen çılgına çevirecek yıllar gecsede içinde acısı&#8230;düşünceksin belki her şarkıda ağlıyacaksın istemsende hep beddua ediceksin inşallah acı ceker de anlar değerimi diyeceksin sonra için el vermiyecek üzülmesine unutmaya çalışıcaksın çabalıyacaksın başka ortamlara girip başka insanlarla tanışacaksın onlar seni sevcek sen onlara bakarken bile kendini aldatacaksın aslında aklında hep o olcak biri sana acıp şarkı dinletince teşekkürr ediceksin yine mutluluk taklidi yaparak oysa her şarkıda onu bulcaksın aklının bi köşesi onda kalacak ! sen ondan kaçıcaksın o seni kovalıcak ... <br />
hergün kahrolcaksın ama sonunda onun yerine geçmesede biri çıkcak karşına belki aşk kıvılcımlarını yaşıyacaksın tekrardan <br />
oturup ağlıcaksın yine bu seferde kendini suçlayarak değermiymiş tüm bunlara diye ... keşke o kişiyi daha once tanımış olsaydım diceksin ama bilmiyorsun ki hayatın boyunca kaç kez daha keşke diyeceksin ... sonunda içindeki herşey geçicek ama o yine gel dese yine gidiceksin ama eskisi gibi olmayacak tabiki çünkü sana ondan daha çok değer veren daha çok seven birini bırakamıycaksın ! <br />
çünkü sen yaşadığını ona yaşatmamak için,yaşadıklarını bir daha yaşamamak için ona bağlanmıycaksın sadece sevceksin ... tabii önce alışmaya çalışarak... hayatında daha kaç kez kime alışman gerektiğini bilmeden... <br />
ama geçicek hergün ağlamaların,azalcak günden güne inan ...sadece inan ve biraz güçlü ol bak ağlıyorsun ama sesini duyan yok ki kimbilir o şimdi nerde kimle nasıl eğleniyor o hak etmedi sevgini bak yok artık ne o nede ondan kalan kimse sen varsın simdi yalnız sadece sen aynaya gec ve bidaha bak kendine YÜZLEŞ KALBİNLE sen her şeyden güzelsin kimse değmez senin bir damla yaşına seni kimse anlayamaz artık&#8230;inan ve güçlü ol geçicek bunların hepsi <br />
kendinden vazgeçmeye değmez HİÇ KİMSE! <br />
Gün gelicek inan unutucaksın sadece bir sızı içinde çünkü ilk aşkındı o senin,ilk sevmelerin,ilk defa onu görünce sızlamıştı için çok şiddetli bi ağrıydı biliyorum taa içimde hissetmiştim benimde ilk sevdiğimdi o ilk defa uğruna göz yaşı döktüğüm günlerce ağladığım izmir bile ağlamıştı gidişine bize eşlik etmişti hatırlıyor musun o geceyi gidişini gözlerim de hiç unutamıyacak ama ben inanıyorum hala güveniyorum sana bunuda atlatacağızcaz geçicek unutacağız yardım et bana YÜREĞİM yeter ki inan unutacağızz...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[BUNLARIN hepsi geçicek tamam mı üzüleceksin ama gecicek adını duyucaksınn irkileceksin ! için titreyecek gozlerin nefretle kalbin sevgiyle dolup taşıcak !! içinde kin,nefret olucak ama gel dese hemen koşucaksın ! herkese güzel geçen günleri anlatcaksın... <br />
mutlu olduğunu zannederek kendini kandıracaksın aslında ... <br />
onun mutluluğu seni deli edicek bazen çılgına çevirecek yıllar gecsede içinde acısı&#8230;düşünceksin belki her şarkıda ağlıyacaksın istemsende hep beddua ediceksin inşallah acı ceker de anlar değerimi diyeceksin sonra için el vermiyecek üzülmesine unutmaya çalışıcaksın çabalıyacaksın başka ortamlara girip başka insanlarla tanışacaksın onlar seni sevcek sen onlara bakarken bile kendini aldatacaksın aslında aklında hep o olcak biri sana acıp şarkı dinletince teşekkürr ediceksin yine mutluluk taklidi yaparak oysa her şarkıda onu bulcaksın aklının bi köşesi onda kalacak ! sen ondan kaçıcaksın o seni kovalıcak ... <br />
hergün kahrolcaksın ama sonunda onun yerine geçmesede biri çıkcak karşına belki aşk kıvılcımlarını yaşıyacaksın tekrardan <br />
oturup ağlıcaksın yine bu seferde kendini suçlayarak değermiymiş tüm bunlara diye ... keşke o kişiyi daha once tanımış olsaydım diceksin ama bilmiyorsun ki hayatın boyunca kaç kez daha keşke diyeceksin ... sonunda içindeki herşey geçicek ama o yine gel dese yine gidiceksin ama eskisi gibi olmayacak tabiki çünkü sana ondan daha çok değer veren daha çok seven birini bırakamıycaksın ! <br />
çünkü sen yaşadığını ona yaşatmamak için,yaşadıklarını bir daha yaşamamak için ona bağlanmıycaksın sadece sevceksin ... tabii önce alışmaya çalışarak... hayatında daha kaç kez kime alışman gerektiğini bilmeden... <br />
ama geçicek hergün ağlamaların,azalcak günden güne inan ...sadece inan ve biraz güçlü ol bak ağlıyorsun ama sesini duyan yok ki kimbilir o şimdi nerde kimle nasıl eğleniyor o hak etmedi sevgini bak yok artık ne o nede ondan kalan kimse sen varsın simdi yalnız sadece sen aynaya gec ve bidaha bak kendine YÜZLEŞ KALBİNLE sen her şeyden güzelsin kimse değmez senin bir damla yaşına seni kimse anlayamaz artık&#8230;inan ve güçlü ol geçicek bunların hepsi <br />
kendinden vazgeçmeye değmez HİÇ KİMSE! <br />
Gün gelicek inan unutucaksın sadece bir sızı içinde çünkü ilk aşkındı o senin,ilk sevmelerin,ilk defa onu görünce sızlamıştı için çok şiddetli bi ağrıydı biliyorum taa içimde hissetmiştim benimde ilk sevdiğimdi o ilk defa uğruna göz yaşı döktüğüm günlerce ağladığım izmir bile ağlamıştı gidişine bize eşlik etmişti hatırlıyor musun o geceyi gidişini gözlerim de hiç unutamıyacak ama ben inanıyorum hala güveniyorum sana bunuda atlatacağızcaz geçicek unutacağız yardım et bana YÜREĞİM yeter ki inan unutacağızz...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Artık Kendimi Arıyorum]]></title>
			<link>http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=471</link>
			<pubDate>Thu, 06 Nov 2008 18:24:17 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=471</guid>
			<description><![CDATA[Bize hep elimizdekiler için savaşmak öğretilmişti;o ilk dünyaya geldiğimiz anda bile nefes alabilmek için ağlamıştık oysa...!!!Sonra ağlama demişlerdi,güçsüzlüğünü belli etme kimselere,sevindirme seni üzmek isteyenleri...!!!Bunun sayesinde odamızın en uç köşelerine kıvrılıp kıvranmayı,ağzımızı yastıklarla kapatıp çığlıklar atmayı öğrenmek zorunda kaldık sonraları...!!! <br />
<br />
Gülme sesli kahkahalarla her ortamda yanlış anlaşılırsın dediler,çok gürdüler mutluluğun sembolü olan küçük ve masum bir kahkahayı..Tuttuk kendimizi,engel olduk mutluluklara...Sığınaklarımıza evlerimize girdiğimizde kapattık kendimizi güldük içimizde kalanlara deli dediler...!!! <br />
<br />
Dertlerimiz,acılarımız oldu astık yüzlerimizi...Somurtkansın,mutlu olmayı beceremiyorsun dediler,yalandan gülücükler attık etrafımızdakilere...Öylesine sahte,öylesine anlamsız...!!! <br />
<br />
Dün geçtim aynanın karşısına uzun uzun baktım kendime...!Düşündüm sonra ben mi yaşıyorum benim olan hayatı,ben mi yön veriyorum isteklerime...Benim mi bu mimikler diye...!! <br />
<br />
Anladım en sonunda...Şu yalan dünyada kendi isteklerimden başka herkesin isteğini yerine getirmişim..Ama kendimi unutmuşum bu sayede..kendi kimliğimi kaybetmişim,başkaları mutlu olsun yeter ki diye...Karar verdim bugün,itiraz ettim yaşamamı engelleyenlere...Bundan böyle neye gülüyorsa gönlüm ona kahkahalar atıcam kimseyi takmadan,kendimi dinleyerek,neye acıyorsa yüreğim onla yıkılıcam,belki çaresiz belkide aciz diyecekler ama ben her gözden yardım dilenicem sırf ben istiyorum diye..unutacağım kendimden başka herkesi...!!! <br />
<br />
...Seni bile...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bize hep elimizdekiler için savaşmak öğretilmişti;o ilk dünyaya geldiğimiz anda bile nefes alabilmek için ağlamıştık oysa...!!!Sonra ağlama demişlerdi,güçsüzlüğünü belli etme kimselere,sevindirme seni üzmek isteyenleri...!!!Bunun sayesinde odamızın en uç köşelerine kıvrılıp kıvranmayı,ağzımızı yastıklarla kapatıp çığlıklar atmayı öğrenmek zorunda kaldık sonraları...!!! <br />
<br />
Gülme sesli kahkahalarla her ortamda yanlış anlaşılırsın dediler,çok gürdüler mutluluğun sembolü olan küçük ve masum bir kahkahayı..Tuttuk kendimizi,engel olduk mutluluklara...Sığınaklarımıza evlerimize girdiğimizde kapattık kendimizi güldük içimizde kalanlara deli dediler...!!! <br />
<br />
Dertlerimiz,acılarımız oldu astık yüzlerimizi...Somurtkansın,mutlu olmayı beceremiyorsun dediler,yalandan gülücükler attık etrafımızdakilere...Öylesine sahte,öylesine anlamsız...!!! <br />
<br />
Dün geçtim aynanın karşısına uzun uzun baktım kendime...!Düşündüm sonra ben mi yaşıyorum benim olan hayatı,ben mi yön veriyorum isteklerime...Benim mi bu mimikler diye...!! <br />
<br />
Anladım en sonunda...Şu yalan dünyada kendi isteklerimden başka herkesin isteğini yerine getirmişim..Ama kendimi unutmuşum bu sayede..kendi kimliğimi kaybetmişim,başkaları mutlu olsun yeter ki diye...Karar verdim bugün,itiraz ettim yaşamamı engelleyenlere...Bundan böyle neye gülüyorsa gönlüm ona kahkahalar atıcam kimseyi takmadan,kendimi dinleyerek,neye acıyorsa yüreğim onla yıkılıcam,belki çaresiz belkide aciz diyecekler ama ben her gözden yardım dilenicem sırf ben istiyorum diye..unutacağım kendimden başka herkesi...!!! <br />
<br />
...Seni bile...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sevda Bir Ates Buldu Sende...]]></title>
			<link>http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=470</link>
			<pubDate>Thu, 06 Nov 2008 18:22:47 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=470</guid>
			<description><![CDATA[Sevda bir ates buldu sende, egilip optu seni <br />
Artik kimse denizi bilmiyor. Dirseklerini masaya koyusundan belli <br />
Gelip gecen bir gunu bitirmek istemedigini <br />
Sevda bir umut buldu sende. Ey bir yolcu listesinde bir oluyu arayan <br />
Artik kimse gozlerini bilmiyor. Sunu imzala <br />
Bit mektup, bir telgraf alindisi degil <br />
Unutulmus bir sevdadir kapisini calan <br />
Ve sevimsiz bir terlik gibi duran odan <br />
Kimse artik bir sey giymek istemiyor. Sonra bir pencereden kendine <br />
Ayisigi gibi vuran sen <br />
Ne sana na baskasina benziyor. Ve iste bir dip baligi su boslugunda <br />
Cirparaktan yuzgeclerini <br />
Hic kimseye uymayan bir mevsim oneriyor <br />
<br />
Edip CANSEVER]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sevda bir ates buldu sende, egilip optu seni <br />
Artik kimse denizi bilmiyor. Dirseklerini masaya koyusundan belli <br />
Gelip gecen bir gunu bitirmek istemedigini <br />
Sevda bir umut buldu sende. Ey bir yolcu listesinde bir oluyu arayan <br />
Artik kimse gozlerini bilmiyor. Sunu imzala <br />
Bit mektup, bir telgraf alindisi degil <br />
Unutulmus bir sevdadir kapisini calan <br />
Ve sevimsiz bir terlik gibi duran odan <br />
Kimse artik bir sey giymek istemiyor. Sonra bir pencereden kendine <br />
Ayisigi gibi vuran sen <br />
Ne sana na baskasina benziyor. Ve iste bir dip baligi su boslugunda <br />
Cirparaktan yuzgeclerini <br />
Hic kimseye uymayan bir mevsim oneriyor <br />
<br />
Edip CANSEVER]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Fİrar,karar,aŞk Ve Aptallik]]></title>
			<link>http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=469</link>
			<pubDate>Thu, 06 Nov 2008 18:21:42 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=469</guid>
			<description><![CDATA[Firar şöyle yazılır: fe,rı,elif,rı.Karar ise şöyle yazılır: kaf,rı,elif,rı.Yani firarın yazılışı ile kararın yazılışı arasında bir nokta farkı vardır.Firardaki fe&#8217;nin üzerine bir nokta daha koydunuz mu,olur karar.<br />
<br />
Genelleme yapılabilecek her durum için aslında bir nokta kadar fark olduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz. Ama arapça tabirlerle verdiğimiz bu örneğe Latin alfabesinde karşılık bulmak pek olası görünmüyor.Kesin ayraçlar burada mevcut.Ama eşanlamlılık olayını da pas geçmeyelim.Firar ile karar arasında bir nokta kadar fark varsa;örneğin aşk ile aptallık arasında bir nokta kadar bile fark yok.Tabi bu benim tanımlamam.Katılmak zorunda değil kimse elbette.Ve bir o kadar da bunu yazma sebebimi sorgulama adına bir zorunluluk belirebilir.Ama bana ait olmayan bir zorunluluk.<br />
<br />
I.Dünya harbi sonrasında,madalya sahibi olmak isteyen firari askerlerin kafa kağıtlarında yaptıkları bir nokta değişikliği ile firari durumlarını,kararlı duruma nasıl geçirdikleri misallerle anlatılır kimi kaynaklarda.Elde etmek için,aslında hak etmedikleri madalya veya ödülleri.Yaptıkları hileli girişimler onlara sadece maddi tatmin sağlamıştır.Manevi boyutta ise aslında hiçbir şey yok.En ufak bir kazanım bile.Öyle ise firar ile karar arasındaki farkı kağıt üzerinde aramak ecmal bir ifadeyle &#8220;enayilik&#8221; tir.Pekala nerede aramak lazım bu farkı.Sanırım &#8220;düşünceler&#8221; de.<br />
<br />
Gelelim diğer meseleye. Aralarında fark olmadığını (ve hatta birbirlerine ihtiyaçları olduklarını) belirttiğim aşk ve aptallık hususuna.<br />
<br />
Asırlarca hep sorulmuş.Aslında hiçbir kalıbı olmayan ve hatta hiçbir kalıba yakıştırılamamış olan aşk nedir diye sorulmuş.Her kafadan bir ses çıkmış ve hala çıkıyor.Kimine göre dünyanın en güzel tatlısı,kimine göre en acı ve öldürücü zehir.Kimi demiş ki bu meret gönüllerde barınır,yaşadığı yer orasıdır.Kimi der ki nerde akşam orda sabah.Ve hatta tüm çalgılı,sözlü,oynak,hüzünlü,girift,kaba,hoyrat,anl amlı ve anlamsız bütün şarkılar bu duyguyu tarif etmeye,anlatmaya çalışıyor.İster 5 dakika olsun,ister 10 dakika.Süresi ne olursa olsun kimine göre hayat aşkla şekilleniyor.Hadi canım oradan.Böyle mi gerçekten.Eğer böyleyse tüm iltifatlar aşka olsun.Ya değilse ne diyelim onun için?.<br />
<br />
Sıfat olarak kabul edilemeyecek olan aptallık üzerinize yapışmışsa ne yaparsınız?.Nasıl kazırsınız alnınızdan?.Korkarım ki ne yaparsanız yapın bunu beceremezsiniz.Aptalsanız,aptalsınızdır.Birine veya birilerine göre bu durumunuz kabul görmese de bilinir ki istisnalar kaideyi bozmaz.Ama bir önerim var nacizane.Eğer aptallık gerçeğinin üzerinize yapıştığını düşünüyorsanız ve öyle ki buna siz bile inanmaya başlamışsanız,o vakit aşık olmayı deneyin.Tanımını bir türlü yapamadığınız,yapmanızın da ömrü hayatınız boyunca olası olmayacağı aşkı bir tadın.Nasıl çiviyi çivi sökerse belki bu yolla aptallığınızı gölgelendirebilirsiniz.Ama unutmayın sakın.Asla bunu üzerinizden kaldıramazsınız.Aptallıkları ortadan kaldırabilmek için gerekli olan şey bildiğim kadarıyla &#8220;gurur&#8221; un ta kendisi.Yanılıyor muyum?<br />
<br />
Son söz olarak;firarınızı bir nokta yardımıyla karar yapabilirsiniz ve bu sayede maddi yanınızı madalya ile süsleyebilirsiniz ve cisminizi doygunluğa ulaştırabilirsiniz.Ama aşık olmakla aptallıklarınızı ortadan kaldıramazsınız.Bilakis daha da katmerleştirirsiniz.<br />
<br />
<br />
YA FİRARİ OLARAK KALIN YA DA APTAL.<br />
KARARLI VE AŞIK OLMAK KAR DEĞİL BU HAYATTA.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Firar şöyle yazılır: fe,rı,elif,rı.Karar ise şöyle yazılır: kaf,rı,elif,rı.Yani firarın yazılışı ile kararın yazılışı arasında bir nokta farkı vardır.Firardaki fe&#8217;nin üzerine bir nokta daha koydunuz mu,olur karar.<br />
<br />
Genelleme yapılabilecek her durum için aslında bir nokta kadar fark olduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz. Ama arapça tabirlerle verdiğimiz bu örneğe Latin alfabesinde karşılık bulmak pek olası görünmüyor.Kesin ayraçlar burada mevcut.Ama eşanlamlılık olayını da pas geçmeyelim.Firar ile karar arasında bir nokta kadar fark varsa;örneğin aşk ile aptallık arasında bir nokta kadar bile fark yok.Tabi bu benim tanımlamam.Katılmak zorunda değil kimse elbette.Ve bir o kadar da bunu yazma sebebimi sorgulama adına bir zorunluluk belirebilir.Ama bana ait olmayan bir zorunluluk.<br />
<br />
I.Dünya harbi sonrasında,madalya sahibi olmak isteyen firari askerlerin kafa kağıtlarında yaptıkları bir nokta değişikliği ile firari durumlarını,kararlı duruma nasıl geçirdikleri misallerle anlatılır kimi kaynaklarda.Elde etmek için,aslında hak etmedikleri madalya veya ödülleri.Yaptıkları hileli girişimler onlara sadece maddi tatmin sağlamıştır.Manevi boyutta ise aslında hiçbir şey yok.En ufak bir kazanım bile.Öyle ise firar ile karar arasındaki farkı kağıt üzerinde aramak ecmal bir ifadeyle &#8220;enayilik&#8221; tir.Pekala nerede aramak lazım bu farkı.Sanırım &#8220;düşünceler&#8221; de.<br />
<br />
Gelelim diğer meseleye. Aralarında fark olmadığını (ve hatta birbirlerine ihtiyaçları olduklarını) belirttiğim aşk ve aptallık hususuna.<br />
<br />
Asırlarca hep sorulmuş.Aslında hiçbir kalıbı olmayan ve hatta hiçbir kalıba yakıştırılamamış olan aşk nedir diye sorulmuş.Her kafadan bir ses çıkmış ve hala çıkıyor.Kimine göre dünyanın en güzel tatlısı,kimine göre en acı ve öldürücü zehir.Kimi demiş ki bu meret gönüllerde barınır,yaşadığı yer orasıdır.Kimi der ki nerde akşam orda sabah.Ve hatta tüm çalgılı,sözlü,oynak,hüzünlü,girift,kaba,hoyrat,anl amlı ve anlamsız bütün şarkılar bu duyguyu tarif etmeye,anlatmaya çalışıyor.İster 5 dakika olsun,ister 10 dakika.Süresi ne olursa olsun kimine göre hayat aşkla şekilleniyor.Hadi canım oradan.Böyle mi gerçekten.Eğer böyleyse tüm iltifatlar aşka olsun.Ya değilse ne diyelim onun için?.<br />
<br />
Sıfat olarak kabul edilemeyecek olan aptallık üzerinize yapışmışsa ne yaparsınız?.Nasıl kazırsınız alnınızdan?.Korkarım ki ne yaparsanız yapın bunu beceremezsiniz.Aptalsanız,aptalsınızdır.Birine veya birilerine göre bu durumunuz kabul görmese de bilinir ki istisnalar kaideyi bozmaz.Ama bir önerim var nacizane.Eğer aptallık gerçeğinin üzerinize yapıştığını düşünüyorsanız ve öyle ki buna siz bile inanmaya başlamışsanız,o vakit aşık olmayı deneyin.Tanımını bir türlü yapamadığınız,yapmanızın da ömrü hayatınız boyunca olası olmayacağı aşkı bir tadın.Nasıl çiviyi çivi sökerse belki bu yolla aptallığınızı gölgelendirebilirsiniz.Ama unutmayın sakın.Asla bunu üzerinizden kaldıramazsınız.Aptallıkları ortadan kaldırabilmek için gerekli olan şey bildiğim kadarıyla &#8220;gurur&#8221; un ta kendisi.Yanılıyor muyum?<br />
<br />
Son söz olarak;firarınızı bir nokta yardımıyla karar yapabilirsiniz ve bu sayede maddi yanınızı madalya ile süsleyebilirsiniz ve cisminizi doygunluğa ulaştırabilirsiniz.Ama aşık olmakla aptallıklarınızı ortadan kaldıramazsınız.Bilakis daha da katmerleştirirsiniz.<br />
<br />
<br />
YA FİRARİ OLARAK KALIN YA DA APTAL.<br />
KARARLI VE AŞIK OLMAK KAR DEĞİL BU HAYATTA.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kalbim]]></title>
			<link>http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=468</link>
			<pubDate>Thu, 06 Nov 2008 18:20:11 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=468</guid>
			<description><![CDATA[Bizim adımızın var olduğu ama kimsenin bilmediği güzel sokaklar vardı her zaman burada adımız var ama kimseler yoktu. Gizli kapaklı kalmış sevdalarımız ve içimizde acıyan bir yaramız her zaman var oldu hep bir şeylerin özlemi bir şeylerin sevdası oldu içimizde ne zaman ağlayıp ne zaman güleceğimiz hiç belli olmadı.. Hep rolleri başkası verdi elimize her zaman .. hiç bir zaman hiç bir sahnede assolit olarak oynamadım ama tek bildiğimiz ise Bizim adımızın var olduğu ama kimsenin bilmediği güzel sokaklar vardı..<br />
<br />
<br />
<br />
Her gün gülmek için de bir sebebimiz vardı. Kimi zaman durgun kimi zaman yorgun kimi zamanda bize atılan bir kazığın hesabını sormak için mücadele verdiğimiz ve her mücalenin sonunda yenik düştüğümüz kimsenin bilmediği ama bizim adımızın her zaman var olduğu güzel sokaklar vardı..<br />
<br />
<br />
Sabahları kalktığımızda odamıza vuran hafif bir güneş ışığı ve kimsenin veremediği sıcaklık vardı. Güneş o sokaklarda sadece ama sadece bizim için doğar sadece bize verirdi sıcaklığını..<br />
<br />
<br />
Hep hayalini kurduk yarınların hep elinden tutup yürüyeceğimiz bir sevgili ve her sabah kalktığımızda onun verdiği mutlulukla yola çıkmak onun huzurunu yaşamak ve her gece başımızı yastığımıza koyduğumuzda onu düşüneceğimiz ve her gece başını yastığına koyduğunda bizi düşünen bir sevgiliyi.. Hep ama Hep hayalini kurduk&#8230;<br />
<br />
<br />
Bizim hayallerimizin yaşadığı duygularımızın sınırsızca kol gezdiği ve kimsenin karışamadığı Ve sadece ama sadece bizim adımızın var olduğum kimsenin bilmediği sokaklar vardı&#8230;.<br />
<br />
<br />
İşte o sokak her zaman var olacaktı. Taki bir gün bu beden toprak olup yok oluncaya dek&#8230; işte o sokaklar kalbimizin tam ortasında idi.. Bizimle doğdu bizimle yaşadı bizden başka kimse bilmedi sadece bizim adımız ve gizli kapaklı kalmış sevdalarımızın adının varlığı ile.. Ve kimsenin bilmediği ama bizim adımızın var olduğu, güzel sokaklar vardı&#8230;.!<br />
<br />
Mehmet KIZILHAN]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bizim adımızın var olduğu ama kimsenin bilmediği güzel sokaklar vardı her zaman burada adımız var ama kimseler yoktu. Gizli kapaklı kalmış sevdalarımız ve içimizde acıyan bir yaramız her zaman var oldu hep bir şeylerin özlemi bir şeylerin sevdası oldu içimizde ne zaman ağlayıp ne zaman güleceğimiz hiç belli olmadı.. Hep rolleri başkası verdi elimize her zaman .. hiç bir zaman hiç bir sahnede assolit olarak oynamadım ama tek bildiğimiz ise Bizim adımızın var olduğu ama kimsenin bilmediği güzel sokaklar vardı..<br />
<br />
<br />
<br />
Her gün gülmek için de bir sebebimiz vardı. Kimi zaman durgun kimi zaman yorgun kimi zamanda bize atılan bir kazığın hesabını sormak için mücadele verdiğimiz ve her mücalenin sonunda yenik düştüğümüz kimsenin bilmediği ama bizim adımızın her zaman var olduğu güzel sokaklar vardı..<br />
<br />
<br />
Sabahları kalktığımızda odamıza vuran hafif bir güneş ışığı ve kimsenin veremediği sıcaklık vardı. Güneş o sokaklarda sadece ama sadece bizim için doğar sadece bize verirdi sıcaklığını..<br />
<br />
<br />
Hep hayalini kurduk yarınların hep elinden tutup yürüyeceğimiz bir sevgili ve her sabah kalktığımızda onun verdiği mutlulukla yola çıkmak onun huzurunu yaşamak ve her gece başımızı yastığımıza koyduğumuzda onu düşüneceğimiz ve her gece başını yastığına koyduğunda bizi düşünen bir sevgiliyi.. Hep ama Hep hayalini kurduk&#8230;<br />
<br />
<br />
Bizim hayallerimizin yaşadığı duygularımızın sınırsızca kol gezdiği ve kimsenin karışamadığı Ve sadece ama sadece bizim adımızın var olduğum kimsenin bilmediği sokaklar vardı&#8230;.<br />
<br />
<br />
İşte o sokak her zaman var olacaktı. Taki bir gün bu beden toprak olup yok oluncaya dek&#8230; işte o sokaklar kalbimizin tam ortasında idi.. Bizimle doğdu bizimle yaşadı bizden başka kimse bilmedi sadece bizim adımız ve gizli kapaklı kalmış sevdalarımızın adının varlığı ile.. Ve kimsenin bilmediği ama bizim adımızın var olduğu, güzel sokaklar vardı&#8230;.!<br />
<br />
Mehmet KIZILHAN]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[benim sevgimin kıymatine bilmeyenler düşünsün]]></title>
			<link>http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=467</link>
			<pubDate>Thu, 06 Nov 2008 18:19:10 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.begumbirgoren.org/showthread.php?tid=467</guid>
			<description><![CDATA[seni sevmiştim yarım kalan her anı tamamlamaya çalıştım senin için her şeyi yaptım ama olmadı dedin seni sevmiyorum dedin...sanada bu videoyu yaptım hiç i şey söylemedin .....ama seni hala seviyorum......bana hayatımda kimseyi istemiyorum dedin ama emre kavcar denen biriyle çıkıyomuşsun ben sana bi şey diyemem bana aynen şöyle demiştin: <br />
-sen kimsin yav .....<br />
-kim olduğunu çok merak ettim?çok güzel şeyler söylemişsinn.. <br />
-o benm çıktıım flan deil...arkadasım sadece...ben msn e giremediğim için ondan rica ettim..tabi istediini düşünmekte serbestsin..sen bilirsin ama kim oldğunu bilmeliyim..lütfen... <br />
-yanlış anlasılmaktan nefret ederim...öyle biri deilim.. <br />
bunları söyledin ben hepsinin cevabı şimdi vereyim..<br />
-ben bi zamanlar seni delicesine seven kişiyim<br />
-sana o sözleri içimden geçti ve onları hissetiğim için yazdım<br />
-o zaman sadece kulaktan dolma bilgilerle haraket ediyodum<br />
ewt istediğimi haladaha düşünüyorum tabi ne düşündüğümü sen anlamasın o da anlayamaz kimse anlayamaz sadece ben anlarım buna şahit olanlarda senin adını kazıdığım workshitler ve arkadaşlarımdır...<br />
-sen hiç bi zaman beni doğru mu anladın ki kendin yanlış anlaşılmaktan nefret ediyosun........<br />
seda seni gerçekten sevmiştim ama sen kaybettin ben yoluma bakarım tabi senin arkandanda hep seni gözlerim........ I LOVED YOU<br />
ben hikayem bu benim video mu izlerseniz bunu daha iyi anlarsınız :'(]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[seni sevmiştim yarım kalan her anı tamamlamaya çalıştım senin için her şeyi yaptım ama olmadı dedin seni sevmiyorum dedin...sanada bu videoyu yaptım hiç i şey söylemedin .....ama seni hala seviyorum......bana hayatımda kimseyi istemiyorum dedin ama emre kavcar denen biriyle çıkıyomuşsun ben sana bi şey diyemem bana aynen şöyle demiştin: <br />
-sen kimsin yav .....<br />
-kim olduğunu çok merak ettim?çok güzel şeyler söylemişsinn.. <br />
-o benm çıktıım flan deil...arkadasım sadece...ben msn e giremediğim için ondan rica ettim..tabi istediini düşünmekte serbestsin..sen bilirsin ama kim oldğunu bilmeliyim..lütfen... <br />
-yanlış anlasılmaktan nefret ederim...öyle biri deilim.. <br />
bunları söyledin ben hepsinin cevabı şimdi vereyim..<br />
-ben bi zamanlar seni delicesine seven kişiyim<br />
-sana o sözleri içimden geçti ve onları hissetiğim için yazdım<br />
-o zaman sadece kulaktan dolma bilgilerle haraket ediyodum<br />
ewt istediğimi haladaha düşünüyorum tabi ne düşündüğümü sen anlamasın o da anlayamaz kimse anlayamaz sadece ben anlarım buna şahit olanlarda senin adını kazıdığım workshitler ve arkadaşlarımdır...<br />
-sen hiç bi zaman beni doğru mu anladın ki kendin yanlış anlaşılmaktan nefret ediyosun........<br />
seda seni gerçekten sevmiştim ama sen kaybettin ben yoluma bakarım tabi senin arkandanda hep seni gözlerim........ I LOVED YOU<br />
ben hikayem bu benim video mu izlerseniz bunu daha iyi anlarsınız :'(]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>